Ünlü tasarım insanı John Nouanesing 7 yeni konsept ile karşımızda. Bu yeni konseptlerden en ilginci Fenêtres 3.1, adını verdiği Windows 3.1'in ev için tasarlanmış gerçek versiyonu. Anlamadığım husus John Nouanesing'in niye bu kadar eskilere gittiği. Vista yap. XP yap. Ne işin var 3.1lerde... Diğer tasarımları için kataloğuna bakmanızı öneririm.
Microsoft, Photosynth hikayesinin nasıl geliştiğini Photosynth ekibinin ağızından anlatan bir video yayınladı. Bilgilendirmek için kullandıkları ve Shutterspeed adını verdikleri videolardan sadece biri. Photosynth hikayesini bir de geliştirenlerden dinleyelim.
Microsoft uzun zamandan beri beklenen Live Labs ürünü Photosynth'in lansmanını dün gerçekleştirdi.
Photosynth, bünyesinde bulundurduğu algoritma sayesinde, resimler içerisinde ki benzerliklerden yararlanarak resimleri birleştiriyor ve bu resimleri 3 boyutlu olarak algılayarak resimlerin çekilmiş olduğu yerin üç boyutlu profilini çıkarıyor.
Photosynth sayesinde odanızın, mağazanızın normal fotoğrafları 3 boyutlu hale geliyor. Fotoğrafları çekiyorsunuz, Photosynth'e yüklüyorsunuz ve sonucunda odanız ve mağazanız 3 boyutlu olarak hem de en ince detaylarına kadar gezilebilir bir yer haline geliyor.
Microsoft her Photosynth kullanıcısı için 20GB'lık alan veriyor.
Kurulumu gayet basit olan Photosynth, hem Firefox 3'te hem de Internet Explorer 7'de sorunsuz çalışıyor.
Photosynth kullanıcıları, yapmış oldukları 3 boyutlu modellemelerini lisanslayabiliyorlar.
Ürünün 2007 yılındaki uygulamalı demosunda programın nasıl çalıştığı gösteriliyor.
Bireysel olarak Photosynth ile ilgili beni en çok heyecanlandıran; tüm dünya vatandaşları çektikleri fotoğrafları synthleyip Photosynth serverlarına yükledikten sonra tüm dünyanın 3 boyutlu olarak en ince detayına kadar gezilebilir bir yer haline gelmesi düşüncesi oldu.
Pazarlama dünyası açısından da Photosynth'i yeni ve farklı bir mecra olarak ele almalıyız. Photosynth üzerinde çok başarılı interaktif projeler, kampanyalar yapılabilir.
Turizmde özellikle küçük ölçekli yerlerin kendini tanıtımı açısından ciddi tanıtım atılımları yaşanabilir. İnsanlar mağazalarında çekmiş olduğu ürünleri gezdirerek doğrudan satış yapabilir, cafeler gezilebilir vs vs vs vs vs
Microsoft, uzun süreden beri sessiz sedasız tüm dünya çapında sahanın nabzını tutuyor. Microsoft yöneticileri farklı farklı ülkeleri dolaşıp, ziyaret etmiş oldukları ülkelerde, gençlerle, gençleri yönlendirenlerle, bloggerlerla, yöneticilerle sohbet ediyor.
Microsoft'un sahayı dinleme stratejisine destek olarak Back Channel adında yeni bir program başlattı.
BackChannel programı, teknoloji, trendler konusunda sektöre liderlik edenleri Microsoft'un Redmond'da bulunan merkeziyle, ürünleri geliştirenlerle buluşturuyor. Bu etkinliklerden ilki 17 Haziran 2008 tarihinde gerçekleştirildi. Etkinlikte konu World Wide Telescope idi. Türkiye'den 6 kişinin katıldığı toplantıda, World Wide Telescope'u geliştirenleri sıkıştıran sorular soruldu. Nuri Çankaya'nın önderliğinde gerçekleştirilen bu etkinlikler iki ayda bir gerçekleşecekmiş. Backchannel fikrini geliştirenlere ve davet edenlere teşekkür ederim.
Firefox, "Internet Explorer" dan yorulanlar, güvenlik kaygısı yaşayanlar ve sadelik arayanların derdine deva oldu. Firefox'un başarısını incelediğimizde, başarının temelinde WOMM (Ağızdan Ağıza Pazarlama'yı)u başarı ile kullanmasının yattığını görüyoruz. Firefox adlı internet tarayıcısı; merkezi dağıtım kanalı olarak da kullanılan blog yayınlarına başladıktan sonraki 99 gün içinde bilgisayarlara 25 milyon kez indirildi. Altıncı ayın sonunda Firefox 50 milyon çizgisinin ötesine geçmişti ve benimseme hızı hala, yükselmeye devam ediyordu.
Blake Ross, Firefox geliştirme grubuna katıldığında henüz lise öğrencisi idi. Netscape, AOL, ve Time Warner'ın piyasadaki baskısından duyduğu hayal kırıklığını anlatma üzere bir blog yazmaya başlamıştı. SpreadFirefox isimli blog, zaman içinde hiçbir maliyeti olmadan gerçekleştirilen bir dizi pazarlama kampanyası haline gelmişti ve 2005 yılında en sevilen bloglardan biri oldu.
Firefox 25 milyon sınırına ICQ'nun altı misli hızla ulaştı. Sonra bu sürenin yarısı kadar bir süre içinde, internet teknolojisi aracılığıyla daha etkin hale gelmiş olan WOMM yönteminden başka bir yöntem kullanmaksızın, bir 25 milyonluk yükleme daha sağlayarak kendi rekorunu egale etti.
Firefox, daha işin başında diğer blog ve sitelerin kullanımına yükleme düğmeleri sunarak, insanların yeni yazılıma bu sitelerden de ulaşabilmelerini sağladı. Bu düğmelerle Firefox sayfalarıyla köprü kuran sanal site sayısı birkaç ay içinde "Internet Explorer" sitesine bağlananların sayısının üzerine çıkmıştı. Bugün Google'da "Internet Browser" girişi yaptığımızda, Firefox Microsoft'tan ön sıralarda karşımıza çıkıyor.
Firefox kullanıcıları ürünün tanıtımına kendilerini öylesine adamışlardı ki, ilk reklamını yapmak için aralarında para topladılar ve The New York Times pazar sayısında iki sayfalık bir ek yayınlattılar.
Firefox kurucularından olan Joe Hewitt'e göre, bu reklamın çıkardığı ses, spreadfirefox.com un oluşturduğu sesin yanında devede kulak idi.
2005 Nisan'ına gelindiğinde blog; WOMM sistemi ile günde 200.000'in üzerinde indirme sağlıyordu.
Bilgisayara aktarılan her Firefox'un yanında bir de ücretsiz blog veriliyordu.
Ross, "Üyelerimiz bu blogları, muazzam pazarlama kampanyaları icat etmek, irdelemek, koordine etmek ve yürütmek için kullanıyorlardı." diyor.
Böylece Firefox sanal ağı ve blog sitelerini bir baştan bir başa kat eden bir WOMM iletişim ağı kurmuştu ve bu ağ pazarlama konusunda gösterilen herhangi bir çabayı birkaç misli büyütüyor ve küresel erişim sağlandıktan sonra kaynağa geri dönüyordu.
Bu bir reklam kampanyası ile yapılmaya çalışılsaydı kaça mal olurdu ve acaba meraklı kullanıcıları şaşırtıcı bir istek ve etkinlikle ürünü yaygınlaştırmaya aynı güçte teşvik eder miydi?
Firefox, başarıyla uyguladığı WOMM tekniği sayesinde Internet Explorer'ı halen ciddi bir şekilde zorluyor.
Kaynak: "Naked Conversations", Robert Scoble and Shel Israel
Microsoft'un geçen AR-GE faaliyetlerine harcadığı para 7.4 milyar dolar (yıllık gelirinin %12.8'i) iken Apple'ın harcadığı miktar 844 milyon dolar (yıllık gelirinin %3.2'si). Apple'ın AR-GE için harcadığı miktar daha az olmasına rağmen, algı olarak ve yeni ürün hizmet çıktısı olarak, Microsoft'a oranla daha inovasyon odaklı bir firma olarak değerlendiriliyor.
İlk 50 de yer alan teknoloji şirketlerinin AR-GE harcamalarına bakıldığında, 2007 yılında yeni ürün ve hizmetler için yapmış oldukları AR-GE harcamaları toplam gelirlerinin ortalama olarak %9.7'sini oluşturuyor.
Wall Street Journal'a göre AR-GE'ye yapılan harcamalar ile inovasyon sayısı arasında ciddi bir korelasyon gözükmüyor.
Microsof'tan sonra AR-GE harcamaları konusunda
6.2 milyar dolar ile IBM,
5.8 milyar dolar ile Intel,
4.7 milyar dolar ile Cisco,
3.6 milyar dolar ile HP,
2.5 milyar dolar ile Oracle,
2.3 milyar dolar ile SAP,
2.1 milyar dolar ile Google,
1.9 milyar dolar ile Sun,
1.8 milyar dolar ile AMD geliyor.
AR-GE'ye anlamlı bütçeler ayırmak gerçekten önemli bir vizyon. Ancak daha önemlisi AR-GE'nin ve ayrılan bütçenin yönetim disiplini.
Doğru fikirlerin farklı paydaşlardan alınıp, doğru ve kriterleri tarif edilmiş süzme araçlarından geçip, doğru planlarla projelendirilip, doğru bir şekilde sahaya indirme stratejilerinin tarif edildiği bir AR-GE yapısında gerçekten attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değiyor.
Televizyon mecrasında karşılaşmaya pek alışık olmadığımız Microsoft geçtimiz günlerde Senin Hikayen kampanyası ile ilgili reklam filmleri yayınlatmaya başladı.
Kampanya, "Herkesin anlatacağı bir hikayesi vardır! Hayatın, en önemli hikayendir" anlayışı ile haraket ediyor.
Microsoft, kullanıcılara hikayelerini görsel olarak yayınlama imkanı tanıyor. Kullanıcılar, Senin Hikayen sitesine üye olduktan sonra, profillerine fotoğraflarını yüklüyorlar ve yüklenen fotoğraflar, video formatına çevriliyor ve yüklenen sıra ile moderatörler tarafından onaylandıktan sonra ekranda akıyor.
Üyeler tarafından siteye yüklenen ve onaylanan tüm hikayeler, yine üyeler tarafından oylanıyor. Her hafta sonunda en çok oy ortalamasına sahip olan hikayenin sahibine HTC touch telefon hediye ediliyor.
3 ay sürecek oylama sonucunda en çok oyu toplayarak Senin Hikayen’in birincisi olacak kişiye, Vespa (GTS 250), Amerika-New York gezisi ya da yurtdışında dil eğitimi seçeneklerinden birini tercih etme veriliyor.
Perde Arkası:
Herkesin aslında oturup düşünüldüğünde ciddi bir Microsoft geçmişi var. Windows 3.1lerde, Excel 4.0 larda kaç yaşlarındaydık, neler yapıyorduk? Windows 2000, Office 97 çıktığında kaç yaşlarındaydık ve neler yapıyorduk?
Çekilen reklam filmlerinde de verilen mesaj, aslında hepimizin, farkında olsak da olmasak da geçmişimizde ve günümüzde ciddi bir Microsoft hikayesi olduğu yönünde.
Microsoft da bunun bilincinde olarak Senin Hikayen kampanyasında:
"Hişşşt kullanıcı, potansiyel müşteri, hedef kitle; biliyorsun biz yıllardır tanışıyoruz. İyi günde kötü günde hep beraberdik. Benimle oyun oynadın, benimle ödev yazdın, benim teklif hazırladın ve sunum yaptın. İşte bunu sakın unutma ve farkında ol! Unutma ve farkında ol diye ben de sana böyle bir kampanya hazırladım. Sen unutmadıklarını ortak noklarımızı yaz, görselle anlat ki, diğer arkadaşlarında görsün ve onlar da "Aaa hakikaten Microsoft'un benim de hayatım da ne kadar önemli yeri var" desinler. Bu süreç ağızdan ağıza anlatılarak devam etsin"
gizli mesajını kurguluyor.
Pazarlama 2.0'ın en önemli özelliklerini; kullanıcıyı oyunun içine dahil etme ve içeriklerini (görsel de olsa) kendilerine ürettirme, paylaşma, oylama, hikaye oluşturma, duygusal bağ kurma, başarı ile kullanmış. Teknoloji ve işdünyasına vizyonu ile ciddi katma değerlerde bulunan, ve keyifle takip ettiğim Sevgili Mehmet Nuri Çankaya'yı bu projeden dolayı tebrik ediyorum.
Kişisel web sayfaları istatistiklerinde Yahoo, Google'a karşı ezici bir üstünlük elde etti.
Web 2.0 teknolojisinin kullanıcılara sağladığı avantajlardan birisi olan kişiselleştirilen web sayfalarında Yahoo, açık ara farkla liderliğini sürdürüyor.
ComScore'un Ocak ayı istatistiklerine göre My Yahoo geçtiğimiz yıla oranla yüzde 6'lık bir artış kaydederek 57 seviyesine ulaştı.
iGoogle ise 2007 Nisan ayında 7.1 olan yüzdesini neredeyse 4'e katlayarak 26,4'lük dilime sahip oldu. MY MSN ise yüzde 1'lik kayıp yaşayarak yüzde 10,1'e geriledi.
Listede dikkat çeken bir diğer isimse NetVibes oldu. Nisan 2007'de adından hiç bahsedilmeyen NetVibes kısa zamanda yüzde 3,3'lük dilime ulaştı.
AOL ise her alanda olduğu gibi bu alanda da kan kaybetmeye devam ediyor.