Turkcell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkcell etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Haziran 2008 Pazartesi

Boğazdan Mark Knopfler Geçti!


13 Haziran Cuma gecesi Mark Knopfler, İstanbul Boğazı'nın uzun zamandır paslı duran kulaklarının pasını itina ile aldı.

Swing ve blues müziğin en önemli temsilcilerinden biri olan usta gitarist ve vokalist Mark Knopfler tek gecelik performans için İstanbul’daydı! Gerek grubu ile yaptığı çalışmalar, gerek film müzikleri, gerekse 1996 yılında başladığı solo kariyerinde büyük başarılara imza atan, milyonlarca albüm satışına ve onlarca unutulmaz şarkıya sahip olan Mark Knopfler, 13 Haziran 2008 tarihinde Turkcell Kuruçeşme Arena’da sahne aldı.

Çok eski bir hayranı olarak konser esnasında tek kelime ile kendimden geçtim diyebilirim. "Sultan Of Swing" i söylerken ve inanılmaz sololar atarken, Mark Knopfler, müziğin ne olduğunu ve sahne şovunun da ne olmadığını herkese gösteriyordu.

Mark Knopfler kimdir diyenler için:

Mark Knopfler, 28 yaşında kurduğu Dire Straits grubuyla tanınıyor daha çok. Dire Straits’i kurmadan önce başka gruplarla çalışmış ama aynı başarıyı bir türlü yakalayamamıştı. O dönemde aynı zamanda da Yorkshire Evening Post gazetesinde muhabirlik de yapıyordu. En sonunda, aldığı gazetecilik eğitimini Dire Straits için bir kenara attı. Yanına kardeşi David ile John Illsley ve Pick Withers’ı alarak kurduğu grup daha ilk albümüyle birçok ödüle layık görüldü. Toy bir grup için fazlaca şaşırtıcı olan bu durum grubu hiç şımartmadı ve Dire Straits yoluna hep aynı şekilde devam etti.

"Dire Straits" argoda maddi sıkıntı anlamına geliyor. Bu ismi, bir arkadaşlarının grubun züğürtlüğüyle dalga geçmesinden sonra aldılar. Daha sonra zar zor para toplayarak 120 Sterlin’le stüdyoda yaptıkları kaydı DJ Charlie Gillett’e götürdüler. İlk şarkıları bugün bile hálá bir efsane olan Sultans Of Swing’di. Parça, BBC Radyosu’nda yayınlandıktan sonra sponsorluk ve plak teklifleri yağmaya başladı. Bunun üzerine 1978’de grubun kendi adını taşıyan albüm Dire Straits yayınlandı. Albüm ABD ve İngiltere listelerine ilk beş sıradan girdi.

1995’te grubun dağılmasından sonra solo albümleriyle kariyerine devam eden Mark Knopfler için Dire Straits zamanı çoktan geçti ve kendisi de rocktan gittikçe uzaklaştı. Knopfler, Straits’ten ayrıldığından beri folk öğelere yer veren çalışmalar yapıyordu. Hatta son albümünden sonra bir röportajda şöyle diyordu: "Hálá folk müziğini severek dinlerim. Aynı zamanda bir folk müzisyeniyim. 2-3 parçamda folk müziğin vazgeçilmez enstrümanları kemençe ve akordeonu kullandım. Heart Full of Holes parçasında İskoç tarzı değil Polka tarzında kullandım onları. Bir sürü değişik efekt yaratıldı bu sayede."

Kendine has tekniğiyle eşsiz gitarist, kafasına taktığı bantıyla konserlerinde yeni şarkıların yanında tabii ki Dire Straits’ten de şarkılar çalıyor. Konuyla ilgili sorulara ise bu durumun çok normal olduğu, insanların eskileri her zaman dinlemek istediği, kendisinin de çalmaya devam edeceği cevabını veriyor. "Yeni şarkılarımı çalıp kendimi memnun etmem lazım. Fakat karşınızdaki insanları da mutlu etmeniz şart. Yeni parçalarımı kaydederken çok zevk aldım, çalarken de zevk alıyorum."

4 Haziran 2008 Çarşamba

Turkcell vs Adidas

Adidas'ın Çin olimpiyatları için çalışmış oldukları reklam teması ve görselleri ile Turkcell'in A Milli Takımımız için hazırlamış olduğu reklam teması ve görselleri arasında ciddi bir benzerlik görünüyor.

Impossible is nothing

Impossible is nothing

Impossible is nothing

Impossible is nothing


30 Nisan 2008 Çarşamba

Pazarlama 2.0 Örnek Uygulama: Turkcell Süperlig

Türk Toplumu'nun en çok zaafı olan konularından biri olan futbolu, anlamlı kalıplarla pişirip iş hedeflerine uygun sahaya sürebilenler, hedef kitlelerinin gönüllerinde kolaylıkla taht
kurabiliyorlar.

Türkiye'de futbol motivinin dinamiklerine hakim bir firma olan Turkcell, sizin adınıza tezahürat yapan sanal bir tribün kampanyası ile hayli ilgi görüyor.

Kampanyaya dahil olmak için Turkcell Superlig websitesine giriyorsunuz. Karşınıza, okuduğunuz zaman kendinizi stada henüz girmiş, birazdan maçı izleyecek bir taraftar olduğunuzu hissettiren güzel bir metin karşılıyor.


Sitenin üst kısmında gözümüzün içine sokulmadan haraket eden bir zeplinin üzerinde "Goller Cepte" kampanyasının bağlantısına erişebiliyor ve kampanya hakkında bilgi alabiliyoruz. Yine sitenin sağ alt köşesinde kibar ve masumca duran "Turkcell Süperlig'ten Güncel Haberler" bağlantısı ile ligten günce haberlere yorumlara erişebiliyoruz.

"Başla" tuşuna tıkladıktan sonra, tezahürat seçim bölümüne geliyoruz. Tezahüratımızın hedef kitlesini (Aile, Sevgili, Arkadaş, İş Arkadaşı, Herkes) ve konusunu (Davet, Kutlama, Özel Durum, Özür, Sevgi Gösterisi, Sitem, Hepsi) belirliyorsunuz. İstediğiniz kişiye adına özel olarak hazırlanmış tezahüratı gönderiyorsunuz.

Tezahürat gibi kitlesel bir olgu da bile kişiselleştirebilme yeteneği ile desteklenmiş, başarılı bir fikir. Ancak uygulama açısından tezahürat yapan kitlenin (nam-ı diğer sizin tribününüzün) ciddi bir kesimi hayatında hiç maça gitmemiş gibi tezahürat yapıyor. Önde sağda yer alan bayanda, tezahüratlarda ciddi bir senkron sorunu var. Top sakallı arkadaş partide dans ediyor edasıyla tribünde...

İşin özü, bu tezahürat yapan kitlenin ne kadar maç ve tezahürat deneyimi olduğunu ortalama maça giden biri bile kolaylıkla anlar diye düşünüyorum. Böylesine güzel fikirleri uygularken insanların akıllarında bu tarz soru işaretleri bırakmamak gerektiğini düşünüyorum. Ancak ne olursa olsun, güzel fikir, güzel uygulama, güzel kampanya.