14 Aralık 2008 Pazar
28 Ekim 2008 Salı
Kriz Pazarlaması
Tüm dünyanın canını yakan ekonomik krize her disiplin kendine özgü farklı yorumlarla reaksiyon gösteriyor.
Algı yönetiminin, kavram kabı inşaasının en çok kullanıldığı disiplin olan pazarlama da ironik bir şekilde pazar aktörlerini yeniden konumlandırıyor. Daha öncesinde krize sebebiyet veren KOCAMAN şirketlerin ve KOCAMAN CEO larının ne kadar KOCAMAN olduklarını anlatan bu disiplin şimdilerde kendini krize dair sosyal sorumlu hissediyor ve bu adamların ne kadar BOŞ olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Amerika, Halloween hazırlıklarına, 'The Gorilla of Greed' diye isim takılan Lehman Brothers ın eski CEO'su Richard Fuld'un maskelerini dağıtarak başladı ve kendisini 2008'in en çok korkulan insanı ilan etti. Böylece Amerikan pazarlama dünyasının derin pazarlama zekası, zaten yüzü olmayan bir insanın yüzünü sembol hale getirip, kendisine topluma mal olmuş bir yüz hediye etti. Bizim coğrafyamızda böyle uygulamalar yapılsaydı, neredeyse herkesin maskesi olurdu herhalde....
zaman:
09:37
View Comments
Etiketler: Crisis Marketing, Ekonomik Kriz, Kriz Pazarlaması, Lehman Brothers, Pazarlama, Richard Fuld
22 Ekim 2008 Çarşamba
Cogito Ergo Sum 2.0

Descartes yıllar öncesinde yüksek sesle “Düşünüyorum, öyleyse varım” diye haykırdığında kafalar allak bullak olmuştu. Descartes’ın söylemi oldukça makuldü. Fakat söylemin tam tersini düşündüğümüzde, varolmadığımız, bir düş olduğumuz sonucu ortaya çıkıyor. Bu çıkarım hakkında İhsan Oktay Anar “Puslu Kıtalar Atlası” kitabında şu yorumu yapıyor:
“Düşünen bir adamı düşünüyorum...düşündüğümü bildiğim için, ben varım...düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamında var olduğunu biliyorum...böylece o da benim kadar gercek oluyor...bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor...düşündüğünü düşündüğüm bu adamım beni düşlediğini düşünüyorum...öyleyse gerçek olan biri beni düşlüyor...o gerçek ben ise bir düş oluyorum..."
Var mıyız? Yok muyuz? Düş müyüz değil miyiz? Düşünüyor muyuz ki var olalım? gibi tartışmalara girmeden düşüncenin, düşünmenin ne olduğuna bir bakmak gerekiyor.
Türk Dil Kurumu’nun kara kaplı sözlüğü bize düşünceyi “Dış dünyanın insan zihnine yansıması.” olarak tanımlıyor.
Türk Dil Kurumu’nun tanımı düşünceye dair basit ama üzerinde bir es verilerek durulması gereken bir tanım.
“Dış dünyanın” yansıması denildiğinde hepimizin dış dünyası, yaşamış olduğumuz deneyimler, gördüklerimiz ve düşünebildiklerimiz kapsamında kalıyor ve birbirinden farklı. Tanım içerisinde dış dünyanın “İnsan zihnine yansıması” ifadesinden dış dünyayı zihnimize yansıtacak bir aynaya sahip olmamız gerektiğini anlıyoruz.
Herkesin aynası, kendi filtreleri ve süzgeçleri ile şekilleniyor, ve bu süzgeçlerden geçerek dış dünya zihmize yansıyor, akabinde de düşüncelerimiz oluşuyor.
Dijital Düşünce’yi ise dijital dünyanın insan zihnine yansıması olarak tanımlayabiliriz. Dijital Düşünce’nin oluşumunda da dijital dünyayı zihnimize yansıtacak bir aynaya ihtiyaç var. Dijital Düşünce oluşumu da aynı şekilde herkesin kendi aynası, kendi filtreleri, dijital dünya görgüsü, süzgeçleri doğrultusunda, kendine göre şekilleniyor. Facebook sosyal ağ platformu “Arkadaşını Ara” sloganı ile ilk piyasaya çıktığında Recep İvedik’in kafasında “manita bulma platformu” olarak konumlanırken, Web 2.0 girişimleri ile ilgilenen Sarp’ın kafasında “incelenmesi gereken bir fırsat” olarak konumlanıyor.
İki farklı kişinin konumlandırmaları arasındaki farklılık, dış dünyayı zihinlerine yansıtan aynadaki farklılıktan kaynaklanıyor.
Twitter’ı kimileri gerçekten mikrobloglama aracı olarak hakkıyla kullanırken, kimileri de kendinin ne kadar iyi bir adam/hatun olduğunu anlatma aracı olarak kullanabiliyor. Başka bir açıdan bakacak olursak, Twitter’ı bazı pazarlama profesyonelleri geçici bir heves olarak algılarken, bazıları da geleceğin dijital kurumlarında iş yapış şekillerini değiştirecek, satışın saha gücü ile pazarlama arasında anlamlı köprüler kurabilecek potansiyeli olan bir araç olduğunu düşünüyor.
Yine tüm bu düşünce farklılıkları, ayna farklılıklarından ortaya çıkıyor.
Daha da önemlisi ne tüketiciler kendi aynaları hakkında ne de pazarlama profesyonelleri tüketicilerin aynaları hakkında derinlemesine düşünmüyorlar.
Dijital çağın iş liderlerinin karşısına çıkan en büyük meydan okumanın derin düşünce eksikliği olduğu ifade ediliyor.
Dijital çağın afilli plazalarındaki modern işyerlerine baktığımızda, tüketicilerden gelen yüzeysel düşüncelerin, verilerin altının kurcalanmadığını, araştırma verilerinin yorumlanırken farklı disiplinlerin getirdiği içgörülerden yararlanılmadığını, tüketici zihnini ilgilendirebilecek konularla ilgili, hayal gücüne dayalı bir düşünme disiplininin olmadığını görüyoruz.
Dolayısıyla, derin düşünce eksikliği, firmaların piyasayı yüzeysel algılamasına, insanların dış dünyayı yansıtan aynalarını iyi analiz edememesine sonuç olarak da ihtiyaçları doğru tespit edememesine yol açıyor.
Doğru tespit edilememiş ihtiyaçlar için araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülüyor. Üretilen yeni ürünlerin pazarlama iletişimleri de doğru tespit edilmemiş ihtiyaçlar üzerine kurgulanıyor, böylece üretilen ürünlerin yüzde 60 ile 80’ni birinci yılında başarısız oluyor.
Klasik araştırma ya da klasik odak grubu anlayışının ötesine geçilmediğinde tüketiciler gerçek düşüncelerini ortaya çıkarmak için kafa yormuyorlar.
Tüketicilerin çoğu almış oldukları ürünleri markaları, özünde hangi motiv ile aldıklarının farkında değiller.
Alımlar esnasında elbette yüzeysel belli nedenleri var, bunları paylaşabiliyorlar, ancak genellikle olması gerekenleri paylaşıyorlar. Ancak temel alım motivlerinin ortaya çıkarılmasına odaklanılmadı takdirde, motivleri es geçiliyor.
Araştırmalar ve araştırma sonucu çıkan yorumlar fazlasıyla yüzeysel kalıyor. Yüzeysel analizler yüzeysel bir pazarlama anlayışını beraberinde getiriyor.
Aslında “Neden yüzeysel pazarlama yapıyoruz?” sorusunun cevapları arasında pazarlama düşüncesinin nasıl derinleştirilebileceği de yer alıyor.
Yüzeysel pazarlama yapıyoruz, çünkü kısa vadeli düşünüyoruz. Yalnızca bugünü ya da yakın geleceği düşünmek derin düşünmek için zihnimizde alan bırakmıyor, ya da bırakmadığına kendimizi inandırmak kolayımıza geliyor.
Eskimiş pazarlama bilgisini köpürtüp köpürtüp, dijitalleştirip, 2.0, 3.0 ekleyip kullanıyoruz.
Ancak yöntemleri sorgulamıyoruz. Psikolog Drew Westen odak grup çalışmaları ile ilgili şu yorumu yapıyor:
“İnsanlara bilinçdışı süreçlere ilişkin bilinçli sorular sorduğunuzda size kendi teorilerini sunmaktan mutlu olurlar. Ama bu teoriler çoğu zaman yanlıştır.”
Psikologlar bu yorumlar yaparken bizler hala tüketici geribildirimlerini aynen alıyor ve stratejilerimize girdi olarak kullanıyoruz.
Derin düşünebilmek için yeterli zamanı bulamıyoruz. Derin düşünebilmek adına yeterli zaman konusunda gerçek bir yönetici desteğini de arkamızda hissedemiyoruz.
Değişim kavramı bizi ürkütüyor (metatesiofobi: değişim korkusu).
Genel olarak kurumdaki herkes gibi düşünmenin dayanılmaz cazibesine kendimizi bırakıyoruz. Dolayısıyla genel kaide ne ise biz de hemen genel kaideye uyum sağlıyoruz.
Tüketiciler nezdinde yüzeysel farklılıkları ortaya çıkarmanın cazibesine kapılıyoruz.
Farklılıkları vurgulamak bizi yüzeysel konulara yönlendiriyor, tüketici davranışlarına ilişkin önemli dürtülerle ilgili içgörüleri gözden kaçırmamıza yol açıyor. Benzerliklere odaklanmak ise bizi ayrım yaparken kullandığımız temel varsayımları eleştiri süzgecinden geçirmeye zorluyor. Ayrımların kökü ortak yanlarda olduğundan doğru içgörüleri yakalamak için benzerliklere odaklanmanın herdaim başarılı bir çözüm olduğunu unutuyoruz.
Kurumlar bünyelerine çalışanlarını derin düşünmeye sevk edecek anlamlı ödüllendirme sistemleri bulundurmuyorlar.
Çalışanlar da derin düşünmenin o anda yaptıklarından ne kadar farklı olduğunu bilmiyorlarsa, ya da kurumlarında gerçekten de derin düşünen iyi işler çıkaran adamların ödüllendirilmediklerini görüyorlarsa, neden derin düşünsünler ki?
Dijital çağda elimizin altında tonlarca araştırma, tonlarca istatistik bulunuyor. Her yerden her şekilde geribildirimler topluyoruz. Ancak yalnız söylenenlere odaklandığımız sürece her daim düşüncemizde bir eksiklik olacaktır. Yaklaşımımız yüzeysel olacaktır.
Oysaki modern dünyanın pazarlamasında savaşların en derin düzeylerde yapıldığını, derinlerde kazanıldığını ya da kaybedildiğini hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor.
Düşündüğünüz kadar varsınız!
Yüce Zerey
Digital Age, Ekim 2008
zaman:
19:22
View Comments
Etiketler: Derin, Derin Pazarlama, Digital Age, Pazarlama, Pazarlama 2.0, Yüce Zerey, Yüzeysel Pazarlama
19 Ekim 2008 Pazar
15 Eylül 2008 Pazartesi
Marketingist'te Maksat Muhabbet
25-28 Eylül 2008 tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Beylikdüzü’nde gerçekleşecek olan MarketingIst etkinliğinde 28 Eylül tarihinde “Şirketin Sosyal Medyaya Bakışı” başlığında sohbet edeceğiz. Bekleriz efendim!...
zaman:
23:52
View Comments
Etiketler: İstanbul, Marketingist, Pazarlama, Pazarlama Fuarı, Sosyal Medya
6 Ağustos 2008 Çarşamba
Sosyal Medya Spectrumu
Sosyal Medya'nın temelinde sağlam bir diyalog mekanizması bulunduğunu sürekli vurguluyoruz. Brian Solis ve Jesse Tomas, Sosyal Medya'nın işleyişine ve alanlarına göre başarılı bir şekilde kategorize etmişler. Yapmış oldukları kategorizasyona ek olarak da, ilgili kategorilerde şuanda en çok ilgi gören araçları bu tasnifin içine serpiştirmişler.
Diyalog temelli Sosyal Medya, burada dinleme, öğrenme ve paylaşma sanatı olarak tanımlanıyor. Sosyal Medya dinamikleri ile ilgilenen herkese, buradaki araçların hepsini mutlaka deneyimlemelerini, birbirlerine olan benzerliklerini, birbirlerine göre üstünlüklerini farklılıklarını incelemelerini tavsiye ederim.
zaman:
18:44
View Comments
Etiketler: Pazarlama, Social Media, Sosyal Medya, Sosyal Medya İletişimi, Sosyal Medya Pazarlaması, Sosyal Medya Strateji
19 Haziran 2008 Perşembe
"Fingervertising": Parmak Reklamcılığı

Mattel'in (Mexico) Hotwheels markasının yeni ürünleri için Ogilvy & Mather'a hazırlatmış olduğu reklam görselleri gerçekten çok başarılı ve özgün.
Oyuncak arabalar fazlasıyla gerçek olarak algılanırken, parmak modeller arabaların oyuncak olduğunu zekice anlatıyor.

zaman:
12:08
View Comments
Etiketler: Fingervertising, Hot Wheels, Mattel, Pazarlama, Reklam
16 Haziran 2008 Pazartesi
Sosyal Medya'da Marka Takibi için 6 Faydalı Araç
Sosyal Medya Dünyası'nda hayatımıza her geçen gün yeni bir araç giriyor. Tüketiciler yeni araçlara yöneldikçe, markalar da onların peşinden koşuyorlar. Ancak daha önce de ifade ettiğim gibi markalar, sağa sola doğru hızla koşarken, sosyal medya araçlarını bütünsel olarak değerlendirmelidir. Sosyal Medya Dünyası'nda markaların kendileri hakkındaki tüketici eğilimlerini, anlayabilmeleri için en iyi 6 araca bakalım.
Summize - Daha önce sevgili Özgür'ün de detaylı ve keyifli bir yazı ile bahsettiği Summize, Twitter cemiyetinde markamız hakkında anlamlı haberler veriyor. Twitter'a özel bir arama motoru olarak, istedigimiz kelimelere yönelik: "Twitter’da neler konuşulmuş? Kim konuşmuş? Ne zaman konusmuş?" görebiliyorsunuz.
AllTop - Farklı kategorilerdeki nitelikli blogların derlenip toplantığı bir mecra. Sade tasarımı ve anlamlı kategorileri sayesinde blogosferde markanızı başarı ile takip etmenize imkan veriyor.
TinEye - Hala beta sürümü yayında olmasıda rağmen TinEye her geçen gün ilgileri üzerine biraz daha çekiyor. TinEye marka yöneticileri için mükemmel bir imaj arama motoru. Sisteme, internette herhangi bir yere yüklemiş olduğunuz görselin tam URL adresini veriyorsunuz. Örneğin siz markanızın logosunu, veya yeni kampanya görselini bir yere yükleyip URL ini TinEye'da aratabilirsiniz ve markanızın sosyal medyada yayılımını takip edebilirsiniz.
Sitenin yapısı gayet sade ve basit. Karşınıza markanın logosu çıkıyor, siz de marka hakkında aklınıza gelen ilk kelimeyi yazıyorsunuz. Sonrasında markanın etiket bulutu çıkıyor. İnsanların genellikle o marka hakkında de dedikleri ortaya çıkıyor. Markanızı ekletmek için Noah'a mail atabilirsiniz.
YackTrack - Yine Sosyal Medya'nın en büyük sorunlarından biri yapmış olduğunuz bir kampanya hakkında tüketicilerin yapmış olduğu yorumları bütünsel olarak görememektir. YackTrack, kampanyanız ile ilgili (görsel, video, yazı, vb) URL linkini girdiğinizde kampanya hakkında farklı sitelerde yapılan tüm yorumları (kapalı duvar facebook dahil) karşınıza çıkarıyor. Böylece farklı kanallardaki yorumları inceleyebiliyorsunuz.
TimeTube - TimeTube aslında girilen zamana ve anahtar kelimelere göre bulunmak istenen YouTube videolarını ortaya çıkarmaya yarayan bir mashup. Kampanyanız hakkındaki anahtar kelime(ler)yi ve zaman aralığını girerek tüm videoları ve zaman akışını elde edebiliyorsunuz.
zaman:
02:48
View Comments
Etiketler: All Top, Brand Tags, Pazarlama, Pazarlama 2.0, Sosyal Medya, Sosyal Medya İletişimi, Sosyal Medya Strateji, TimeTube, Tin Eye, Yack Track
8 Haziran 2008 Pazar
48 Saatte Marka İsmi

Ürün çıkaracaksınız marka ismi ne olacak? Kampanya tasarlıyorsunuz, ismi ne olacak? Kurum içi bir proje yapılacak motive edici bir isim nasıl bulacağım?
Gibi sorulara "name this" sayesinde artık daha hızlı ve daha başarılı cevaplar verebilirsiniz. Name this, İşletme 2.0'ın kitlesel işbirliği modelinin güzel bir uygulaması. Namethis.com sitesi üzerinde sadece 99$ harcıyorsunuz. 48 saat içerisinde istediğiniz ismi tüm dünya, kitlesel işbirliği içinde buluyor. En iyi 3 ismi herkes oyluyor, ve siz de bu üç isim arasından seçim yapıyorsunuz.
1 Haziran 2008 Pazar
RSS'sini oku! Sil ve Çık!

Tuvalette gazete, dergi, ansiklopedi, ders kitabı taşımaya son! Yi Tien Electronics firmasının üretmiş olduğu özel alet hem bilgisayar hem de bir tuvalet kağıdı yazıcısı. RSS başlıklarınızı doğrudan tuvalet kağıdına basıyor.
Tuvalete oturduğunuzda ağırlığınızdan sizi tanıyor ve kişisel RSS kaynaklarınıza ulaşıyor, akabinde de RSS başlıklarınızı tuvalet kağıdına basıyor. Sonrasında da ilmi bilgilerle kıçınızı siliyorsunuz. İlginç bir ironi!
zaman:
23:29
View Comments
Etiketler: Pazarlama, RSS, Tuvalet, Tuvalet Kağıdı
29 Mayıs 2008 Perşembe
Bloodvertising
Saatchi & Saatchi Yeni Zellanda sokaklarını kana buladı. Sadece sokağı değil, gıcır gıcır parlayan beyaz arabaları da kana buladı. Kill Bill'in promosyonu için başarılı bir Bloodvertising kampanyası :)
Kaynak
Mike O'Sullivan, Executive Creative Director
Matt Swinburne, Art Director
helen steemson, Copywriter
Anthony Martin, Producer
GM - Sonya Berrigan
Group Account Director - Jillian Stanton
Account Director - Sarah Maclean
Account Manager - Jody Lorimer
Client - Jason Paris, Jodi O'Donnell
zaman:
16:59
View Comments
Etiketler: Bloodvertising, Gerilla, Gerilla Pazarlama, Pazarlama, Reklam
Dünden Sonra Yarından Önce Dijital Dünya
Sanal ve basılı medya ortamlarında hayli popüler olan “80lerde çocuk olmak” teması, insanı 80lerde dijital yaşamı düşünmeye itiyor. O yıllarda hayatımızdaki dijitallik; dört adet düğmesi olan siyah dijital saatler, asansörler, TV'nin açık olduğu kanalın numarasını gösteren dijital ekranı, elektronik deney setleri, uzun süren kafa ayarları ile cebelleştiğimiz ve kasetteki oyunun yüklenmesini beklediğimiz Commodore 64ler sonrasında Amiga ve Atari, asansörlerde karşılaştığımız dijital ekranlar, hesap makineleri, Kara Şimşek'in ön paneli vb. araçlardan ibaretti.
80lerde dijital ürünler, hayatımızın küçük bir parçası iken şimdi ise dijital dünyanın bizzat içerisinde yer alıyoruz.
Dijital Dünya Pasaportu: Internet
Dijital dünyanın bir bireyi olmak için bizlere pasaport imkanı veren Internet hayatımıza 1993 yılında girdi ve bizler de bu dünyanın doğrudan bir bireyi haline geldik. Türk Dil Kurumunun kullanımı ile Genel Ağ nam-ı diğer internet Dünya'yı saran ve merkezi olmayan, ağlardan oluşan bir ağ dizgesini temsil ediyor.
İnternet teknolojisi Türkiye'ye ilk olarak, 1987 yılında Ege Üniversitesi'nin öncülüğünde kurulan, Türkiye Üniversite ve Araştırma Kurumları Ağı ile geldi. 12 Nisan 1993'ite de Ankara-Washington arasında kiralık hatla kurulan bağlantı ile Türkiye internetle tanıştı.
90ların sonundan itibaren de internet, küresel olarak dünya gündeminde önemli bir yer teşkil etmeye başladı. Internet, iş dünyasının bir bileşeni haline geldi. Çeşitli şirketler kuruldu, büyük karlar elde edildi. Balon bir finansal yapı oluştu, bu finansal yapı ve medya birbirini karşılıklı olarak şişirdi ve sonunda balonlar bir bir patlamaya başladı. Ayakta durabilecek, gücü olan firmalar kaldı, diğerleri ise balon parçaları ile birlikte sağa sola savruldular. Issız bir adaya düştükleri ve farklı bir paralel evrende yaşadıkları rivayet edilir.
Günümüze geldiğimizde ise Internet yine çılgın gibi büyümeye devam ediyor ve bu büyüme de ciddi oranda tartışılıyor. “Yeni bir balon mu şişiyor? Yeni dalgada kurulan şirketler de iflas edebilir mi? İş dünyasına ve sosyal hayata dair etkileri ne olur?” Şeklinde sorular üretiliyor.
Internetin günümüzdeki tekrar hızlı yükselişi (ikinci dalga) bir balon mudur? Değil midir? Zaman gösterecek.
Her zaman için somut verilerle konuşmakta fayda var. comScore Networks'un kurucusu ve başkanı Gian Fulgoni'nin günümüz internet dünyasına dair vermiş olduğu istatistikler, büyüme söylemini destekler nitelikte gözüküyor.
comScore'ın istatistiklerine bakacak olursak, dünyada en fazla internet kullanıcısının bulunduğu ülke ABD ve ABD'de de 160 milyon internet kullanıcısı bulunuyor.
Bu rakam Çin'de 87 milyon olarak karşımıza çıkıyor ve Çin, bu rakamla dünyada en fazla internet kullanıcısına sahip ikinci ülke ünvanını alıyor.
Türkiye'de ise bu rakam 25 milyonlar civarında ve Türkiye de dünyada internet kullanıcı sayısında 16. Sırada yeralıyor.
ABD'deki internet kullanıcı sayısının bir ülkenin nüfusu olarak varsayarsak; bu ülke, 164.741.924 nüfuslu Pakistan'dan sonra dünyada 7. Sırada yer alan bir ülke olurdu.
2007 senesinde Amerikalılar internet üzerinde 148 milyar dolar harcadılar. 148 milyar doların 35 milyar doları sadece eBay platformunda harcanmış.
Çinliler de önümüzdeki 5 sene içerisinde ABD'deki internet kullanıcısı sayısını geçmeyi hedefliyorlar.
Digital Yaşamın en önemli aktörleri olan bizlerin, kendimizi, teknik bilgiye gerek olmadan internet ortamında tüm dünyaya ifade etmemiz için tasarlanmış olan bloglar da büyümesini sürdürüyor. Dünya çapında her 7.4 saniyede bir, bir blog oluşturuluyor ve her gün 400 000'in üzerinde blog girişi yapılıyor.
Sequo Capital başkanı Mark Kvamme'nin açıklamalarına bakacak olursak internet üzerinde halen ciddi bir e-Ticaret potansiyeli bulunuyor. Kore dünyada en ileri düzeyde geniş bant ve e ticaret penetrasyonu gösteren ülke olarak öne çıkıyor. Kore hükümeti, 2006 yılı itibariyle çoğu sektörün e-ticaret penetrasyonunun %30'lara ulaştığını ifade ediyor. Amerika'da ise bu oran halen tek haneli rakamlarda geziyor. İstatistiklere bakıldığında e-ticarette Asya egemenliğini bariz bir şekilde ön plana çıkıyor.
Sonuç olarak Internet kullanımının artışı gelişmekte olan ülkelere yayıldıkça, yenilikçi yeni uygulamalar ve iş modelleri gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Bu yayılımda gelişmiş ülkelerin dünyasına ciddi manada değer katacak gibi duruyor.
Internet'in şu anki gelişiminin ve dönüşümünün tamamını 1995'teki gelişimi ile açıklamak ve benzer motivler aramak bizi ciddi hatalara itebilir. Çünkü 1995 ile günümüz arasında dijital dünyada anlamlı farklılıklar mevcut.
Günümüzde çok büyük, zengin ve sürekli nakit üreten Yahoo, Google, eBay, Microsoft ve AOL gibi aktörler mevcut. Bu aktörlerin büyüklüklerine büyüme hızları ile yetişmeye çalışan yetenekli çaylaklar Facebook, Skype, 'ta hemen sıkı takipteler. Ayrı tüm bu firmalar 1995'teki görece klasik medya/internet/teknoloji firmalarından çok daha farklı ve güçlüler.
2004 yılında yapılan O'Reilly ve MediaLive International tarafından organize edilen ve internet dünyasının başını çeken önemli şirketlerin de (Google, Yahoo, Msn, Amazon, Ebay…) katıldığı konferansta internetin geleceği masaya yatırıldı ve varılan ortak görüşte son yıllarda yaşanan gelişmeler ve trendlere bir tanım arandı. Yapılan toplantıların sonunda ise ortaya yeni bir kavram atıldı “Web 2.0”.
Tim O'Reilly, Web 2.0'ı şöyle tanımlamıştır: "Web 2.0 bilgisayar endüstrisinde internetin bir düzlem olarak ilerlemesiyle bir işletme devrimi ve bu düzlemin kurallarını başarı için anlamaya çalışmaktır. Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak."
Web 1.0 deneyimleri sayesinde Web 2.0 işleyişini belirliyorlar ve Web 3.0'a hazırlanıyorlar.
Dijital dünyaya seyahat için bize pasaport imkanı sağlayan Web 1.0'dan sonra oturma ve çalışma vizelerini Web 2.0 sağlıyor.
Web 2.0'ın ne olduğu ya da ne olmadığına dair derin tartışmalar özellikle küresel zeminde devam ediyor. Ancak Web 2.0 (veya adı her ne ise) teknolojisinin sosyal yaşamda, internet alışkanlıklarında ve dolayısıyla ekonomide bir dönüşüm oluşturduğu aşikar. Henüz ülkemizde çok fazla anlamlandırılamayan ekonomik dönüşüm boyutuna, Web 2.0'ın işe bakan yönüne İşletme 2.0 kavramına iyi odaklanmak lazım.
İşletme 2.0 çatısı altında, dönüşen, AR-GE, Planlama, Bilgi Yönetimi, Proje Yönetimi, Üretim, Pazarlama, Satış, Müşteri İlişkileri Yönetimi, Tedarik Lojistik ve İnsan Kaynakları fonksiyonlarını ve dönüşüm / değişimin bu yapılarda nasıl gerçekleştiği analiz edilmelidir.
Dijital Age'in çatısı altında Digital Yaşam'ın trendlerine özellikle pazarlama dünyasına dair; “analiz edilmelidir! Yapılmalıdır! İncelenmelidir!” dediklerimizi beraber inceliyor olacağız.
Sevgilerimle
Yüce Zerey
Digital Age Nisan 2008
zaman:
00:06
View Comments
Etiketler: Digital Age, Dijital, Dijital Yaşam, Internet, Pazarlama, Pazarlama 2.0, WEB 2.0
26 Mayıs 2008 Pazartesi
Klasik Pazarlama'nın Açmazı
zaman:
03:20
View Comments
Etiketler: Alternatif Pazarlama, Klasik Pazarlama, Pazarlama, Pazarlama 2.0
16 Mayıs 2008 Cuma
Mc Donalds Uyandırma Servisi
McDonald's kahve konusunda Starbucks'ı gerçekten rahatsız etmeye başladı. Bünyesinde artık kahve de bulunduğunu agresif bir şekilde sağda solda söylemeye başladı. Özellikle McDonald’s premium kavrulmuş kahve için hazırladıkları kampanya agresif bir şekilde ilerliyor.
Sloganı “Kavrulmuş Kahve ile Uyanın” olan kampanya görsellerinde, uykulu, yorgun bir şekilde duran ve kavrulmuş kahve ile kendine gelmeyi bekleyen oyuncaklar bulunuyor.
Mc Donald's'ın işi hiç kolay değil. Yıllarca insanların kavram kabında hamburger denilince ilk akla Mc Donald's geliyordu. Hatta yer yer kapitalismin, globalleşmenin simgesi olmuştu. İnsanların kavram kaplarında tüm bunlar dururken, bir de kahveyi konumlandırmak hiç kolay değil ama Mc Donald's pazarlama konusunda çok deneyimli bir firma.
zaman:
11:52
View Comments
Etiketler: Mc Donads, Mc Donalds Uyandırma Servisi, Pazarlama, Starbucks
14 Mayıs 2008 Çarşamba
Rapunzel Uzat Saçlarını Yıkayalım!
Kanada'da Grey tarafından çalışılmış projede Rapunzel'in saçları sahaya inmiş ve sahada da Pantene yetkilileri Pantene testerları dağıtmışlar. Pantene vurgulamak istediği 'Gerçekten güçlü saçlar' ambiyansını Kanada sokaklarında başarılı bir şekilde oluşturmuş.
zaman:
22:46
View Comments
Etiketler: Outdoor Trend, Pantene, Pazarlama, Reklam
13 Mayıs 2008 Salı
İyi bir Pazarlamacı...








Google'da arandığında nitelikli ve nicelikli sonuçlar çıkar!


zaman:
22:55
View Comments
Etiketler: Pazarlama, Pazarlama Yöneticisi, Pazarlamacı
Albeni Bahane Star Bahanesi
“Albeni Bahane Star” kampanyası öncelikle TV reklamları ile karşımıza çıktı. Star Yarışmalarını tiye alan şaşalı bir yaklaşım içeren reklam bizi "Tersten konuşma" bahanesiyle Esra, "Refleks adamı" Metin, "Ağzı ile müzik yapan" Kaan, "Halay İnsanı" Remzi ile tanıştırdı.
Şimdi ise reklamlarda tanıtılan 4 ayrı Albeni Bahane Star karakteri, izleyiciler tarafından www.albenibahanestar.com sitesinden oylanıyorlar ve kampanya sonunda Albeni Bahane Star’ı seçilecek.
Kampanyayı tasarlayanlar kampanyaya destek olarak başarılı bir outdoor viral örneği çalışmışlar. İstanbul'da Albeni Bahane Star reklamlarının olduğu farklı billboardlarda, adaylar hakkında görüşlerin yazıldığı graffiti uygulamaları gerçekleştirmişler.
Albeni Bahane Star'ın bu başarılı uygulaması malesef Mart ayında yazmış olduğum LOST Viral Kampanyası'nı fazlasıyla hatırlatıyor.
Hatırlayacağınız üzere, LOST Pazarlama ekibi find815.com sitesinde düşen yolcuların akibetini araştırıyorlardı. Site tanıtımı için hazırladıkları outdoorların üzerine viral olarak find 815.com yazılmıştı.

Toplumumuzda Star yarışmalarının hayli ilgi gördüğü aşikar. Pop Star, Oryantal Star, Pop Star Alaturka, Amele Star vb. bu ilgiden esinlenen, herkesin kendine özgü bir yönü ile star olabileceğini gösteren, bizi eğlendiren, keyifli bir kampanya.
Kampanya'nın ucunu güzel bir siteye bağlayınca, bir de outdoor viral desteği verince daha da keyifli olmuş. "Keşke uygulamalarda biraz daha özgün olabilsek" demeden de geçemiyor insan...
zaman:
17:12
View Comments
Etiketler: Albeni, Albeni Bahane Star, Albeni Bahanesi, Alternatif Pazarlama, Bahane Star, Lost ve Pazarlama, Pazarlama, Pazarlama 2.0, Ülker
















