19 Ekim 2008 Pazar

Pazarlama Karikatürleri

Müşteri Hizmetleri


Farklılaşma

Cilalama



Gündem Oluşturma

İmaj

İş'e Dair...

Multinational'da bir Bayram Sabahı

Business Causal pantalonumu yine ütüleyememiştim, acaba bundan dolayı, yıl sonu performans değerlendirmesinde benefitlerimde bir azalma olacak mıydı? Bizim team beni adam gibi evaluate edecek miydi? İşte kafamdaki bu tarz saçma sapan discussionlarla şirkete geldim...

(Devamı)

Projecilik Anaforu

Konu: Projecilik

Tarih: Cilalı Taş Devri

Nöbetçiler: Çemşit Tanyeri / Tolgahan Keşkek

Konuşanlar:

  1. Hamit Karaerik XXX

  2. Necdet Delibalta XX
(Devamı...)

Değişim ve Hamit Efendi

İçinde bulunduğumuz bilgi çağının katma değerlerinin yanında insanları ağır bir cendereye sürüklediği de aşikar.

(Devamı...)

DüşlüYORUM Öyleyse Varım...

Her çağ beraberinde kendine özgü bir beklenti ve tehlike bileşimi getiriyor, bilgi çağı da bu özelliklerin her ikisini bünyesinde barındırıyor. Ama korkulu olmaktan çok umutlu olmayı gerektiren haklı bir sebep var; çünkü bilgi çağı bize insan soyunun geçmişte hiç yakalayamadığı bir fırsatı sunuyor.

(Devamı...)

iPodizm ve Bireysel Gerçeklik

İş dünyasının gündemini belirleyen dergilerden biri olan Business Week, geçtiğimiz günlerde, gelirleri, büyüme oranları, kârlılıkları, marka algıları gibi kriterleri göz önünde bulundurarak 2005 yılında dünyanın en iyi performans gösteren ilk 50 şirketini açıkladı. Listenin ilk sırasında kim var diye incelediğimizde liste başı olarak Apple Computer’ü görünce açıkçası hiç şaşırmıyoruz.

(Devamı...)


Adım Adım...

Adım adım Pazarlama, Java, Tasarım, .NET, NLP, Marka Yönetimi, Türev Alma Teknikleri, İnek Sağma Yöntemleri, Ruh İkinizi Bulma...

Neden adım adım... ?

(Devamı...)

Heybe Felsefesi Serisi

Uçan kuşlardan aldığım geribildirimlere göre site ziyaretçilerimiz özellikle eski yazılarımı kategoriler halinde paketlememi istiyorlarmış. Bu bağlamda Heybe Felsefesi Serisi ile ilk paket operasyonunu gerçekleştiriyorum.

Heybe Felsefesi üzerine konuşmayalı, yazmayalı uzun zaman olmasına rağmen her geçen gün kendime "Bilgi Eşeği olmaktan nasıl kurtulurum?" diye sormadan edemiyorum.

Heybe Felsefesi ve Bilgi Eşekleri


Lego Radyatörler


Farklılaşma adına her geçen gün daha çok birbirimize benzediğimiz şu zamanlarda, tasarımcılar hala bizleri farklılaştırabilmek adına çaba harcıyorlar.

Ev ortamlarını biraz daha eğlenceli ama özgün bir hale getirme eğilimi ile sık sık karşılaşıyorduk. Bu eğilime bir destek de İtalyan Scirocco firmasından geldi.

Firma LEGOlardan esinlenerek yeni bir radyatör tasarladı ve evin ısınma sistemini bu radyatörler üzerine kurgulardı. İşlevsel olarak da anlamlı düzeyde ısı verebilen bu radyatörler çocuk ruhlu ebeveynler için birebir...

17 Ekim 2008 Cuma

Bu Bozuk Paralar Bizi Bozar!

"Bozuk paralar,bu aralar biraz bozuk atıyor" sloganı ile hayatımıza giren Maximum Aktif Kart son zamanlarda televizyonlarda dönen reklamları ile daha da AKTİF! oluyor.

Maximum Aktif Kart reklamı da daha önce Vodafone reklamında olduğu gibi, ruhuma helezonlar çizdiriyor ve kendisini büyük dehlizlere sürüklüyor. Böyle bir acıya tek başıma karşı koyamanın verdiği acizlikten dolayı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.

"Maximum Aktif Kart, günlük alışverişlerinizde kaybettiğiniz dakikaları size geri kazandırıyor.

Maximum Aktif Kart sayesinde, düşük tutarlı alışverişlerinizde bozuk para çıktı, çıkmadı derdi bitiyor, 1 saniyede kolayca ödeme devri başlıyor.

Üzerinde Visa logosu ve temassız ödeme amblemini
temessız gördüğünüz okuyucuların bulunduğu tüm ödeme noktalarında Maximum Aktif Kart'ınızla ödeme yapabilirsiniz.

Maximum Aktif Kart'ınızla ödeme yapmak için onu kart okuyucuya göstermeniz yeterli. Kartınızı okuyucuya gösterdiğinizde Maximum Aktif Kart'taki bilgiler okunur ve o anda ödemeniz yapılmış olur. Maximum Aktif Kart'ın okunma süresi 1 saniyeyi aşmaz."

Maximum Aktif Kart yukarıda ifade ettiği gibi hayatımızı ödeme hızımızı arttırarak kolaylaştıran bir kart. Kendilerine hayatımıza böylesine bir değer kattıkları için teşekkür ediyoruz. (Garanti ve Bank Asya dan sonra olsa bile)

Ancak reklamı izlediğimizde, reklamda hakemin bozuk para ile yazı tura attığını, sonrasında bir bayanın havuza dilek için bozuk para attığını, sonrasında da bir gencin, bir müzisyene yardım olarak (sadaka olarak) para fırlattığını görüyoruz. Tüm bu aktörler yapmış oldukları işlemlerde bozuk parayı kullanırken sıkıntı yaşıyorlar.

Maximum Aktif Kart'ın ana sloganı ile tarif edecek olursak, bozuk paralar kendilerine bozuk atıyorlar. Son sahnede bir cafe de önce bozuk para ile ödeme yaparken sıkıntı yaşayan bir genç karşımıza çıkarken sonrasında, elinde aktif kartı ile sempatik karizmatik işini bilen, özgüveni sağlam bir bayan gelip: "Ey teknolojiden nasibini almamış ezik insan ırkı siz hala bozuk para mı kullanıyorsunuz?" edasıyla kartını kullanıp hesabı ödeyip, ilerliyor.

Buradan şunu anlıyoruz ki:

Santra da maç başlamadan önce hakem cebinden maximum aktif kartını çıkaracak, ev sahibi takımın kaptanı yanında kart okuyucu getirmiş olacak (bkz yukarıda maximum aktif kart ile nasıl ödeme yapılır) hakem de kartı okutarak maça kimin başlayacağına karar verecek?! Böylece bozuk parası kendisine bozuk atmayacak.

Herhangi bir havuza dilek için dilemek için birşeyler atmak yerine bundan sonra havuz tabanlarına büyük kart okuyucular yerleştirilecek ve sizde havuzun üzerinden maximum aktif kartınızı gösterek dilek için istediğiniz miktarda bağışta bulunabileceksiniz. Böylece bozuk paranız yine size bozuk atmayacak.

Bundan sonra her dilenciye ve sokakta müzik yapan kişi / kurum ya da kuruluşlara kart okuyucu taşıma zorunluluğu getirilecek ve siz de sadaka ödemelerinizi hızlı ve kolay bir şekilde maximum aktif kart ile yapabileceksiniz. Bozuk paralarınız size bozuk atmayacak, adamın tezgahını dağıtmayacak

Görüldüğü üzere reklam özelinde değerlendirdiğimiz de hayatımızda mutlaka olması gereken ve ciddi paradigma değişimlerine yol açacak bir ürün!?

Güzel fikirler, inovasyonlar, projeler; doğru paketlerle doğru mesajlarla anlamlı mantık tutarlılıklarında anlatıldığında gerçekten sahaya iniyor ve insanlar arasında vazgeçilmez oluyor.

16 Ekim 2008 Perşembe

B2B Camiası da Online Mecralara Yatırım Yapmaya Başladı

B2B pazarlama profesyonelleri, geleneksel pazarlama kanallarına oranla, internet tabanlı kanallara daha fazla yatırım yapmaya başladılar.

American Marketing Association tarafından Duke University'nin Fuqua School of Business'a yaptırılan ve Temmuz 2009 bütçelerini değerlendiren araştırmaya göre online mecralara yapılan harcamalardaki artış miktarının geleneksel mecralarda yapılan harcamalardan daha fazla olduğu gözleniyor.


Araştırma sonuçlarına göre online mecralara yapılan harcama oranı yaklaşık %18lerde iken bu miktar klasik pazarlama mecralarına ayrılan payın sadece %6 altında. Harcamalardaki artış oranına baktığımızda ise online mecralarda yaklaşık %13 lük bir artış gözlemlenirken, klasik mecralarda ise yaklaşık %2'lik bir artış gözleniyor.

2007 yılında TNS Media Intelligence'ın BtoB Magazine için yaptığı araştırma ile karşılaştırdığımızda toplam B2B reklam harcamalarının 2007'ye oranla %2.9 düşüş olduğunu görüyoruz.

%2.9'luk düşüşün %0.4'ü B2B Internet reklam harcaması kategorisinden geliyor. Bu da bize düşüşüş daha çok diğer kalemlerden kaynaklandığını gösteriyor.

Internet mecrasının popülerliğinden ziyade ölçeklenebillirliği B2B Camiasında daha çok ilgi görüyor.

13 Ekim 2008 Pazartesi

Disket Gençliğine Retro Disket Mania


Kendisiyle ilk karşılaşmamız 10-11li yaşlarımda Amigası (Amiga nedir diyenler zaten yazının devamını hiç okumasın ) olan bir arkadaşımın evine gittiğimde olmuştu. İlk görüşte içim kıpır kıpır etti. Hislerimin tarif edilemeyecek derecede dalgalandığından kalp ritm monitöründe mavi ekran çıkmıştı. Bilgisayarın içine esrarengiz bir şekilde disket sürücü kapısından girip oyun ile ilgili numaralarını göstermeye başladığından itibaren kendisine çoktan ciddi bir zaafım oluşmuştu.


O zamanlar Commodore 64'ü yüzünden kafa ayarları ve dandik ses kasetlerine çakma oyun çekme histerileri yaşadığımdan arkadaşıma ciddi manada öykünmüş, kendimi olabildiğince ezik hissetmiştim. İç sesimle aramızda geçen konuşma balonunda kendisine şu soruları yöneltmiştim:

Acaba ben de bir gün oyun çektirmeye elimde disketle gidebilecek miydim?

Listeden seçmiş olduğum oyunlar acaba kaç disket tutar diye merak edecek miydim?

Kendime özel, anahtarla açılan, etiketli bir disket kutum olacak mıydı?

Her ne kadar o zamanlarda iç sesimden tatmin edici cevaplar alamasamda, tarih bunların hepsinin olacağını gösterdi...

Ne disketler gördük, geçirdik ve sonunda disket camiasını toptan karantinaya alıp tarihin tozlu yapraklarına gömdük.

Ancak tüketim çılgınlığı o kadar doyumsuz ki, konsept sıkma hızınız bu çılgınlığa yetişemiyor. Günümüzün etkin konsept sıkıcıları RETRO konseptini hayatımıza soktuklarından beri tarihin tozlu yaprakları tekrar yellenmeye başladı.


RETRO konsepti o kadar güçlü bir trend ki, ikbalden düşmüş eşyaları, kavramları çıkarıp, parlatıp, güncel ihtiyaçlara göre paketleyip hayatımızın içine sokuyor.

Retro Disket konsept sıkıcısı Thomas O’Connor disketleri alıp USB flash sürücü olarak bilgisayar repartuarımızı güncelledi. Artık elimizdeki disketler 1.44 MB tan ziyade kocaman GB lara vakıflar. Hem de anakarta falan bağlamanıza gerek yok herhangi bir USB girişi ile muhatap olmanız durumu kotarmanız için kafi...

İnsan, her RETRO bir zamazingo ile karşılaştığında, biraz daha yaşlandığını hissediyor. Cahit Sıtkı'nın dizeleri kulaklarda çınlarken Ahmet Haşim'in silüeti aynada canlanıyor ve insan kendi kendine "Hey gidi günler hey!" diyor...