Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2008 Perşembe

Türk Dizileri: Uyarla - Çek - Yayınla

Öncelikle bu yazıyı yazarken özgün ve ciddi emek sarfedilen dizilerimizi tenzi ederek başlamak istiyorum.

Gelişmekte olan ve tüketim toplumu yapılanma sürecinin henüz başlarında olan ülkelerde sık sık sağlam imitasyon vakaları vuku bulur.

Hızlı rekabet sürecinde, bir an önce gelişmek, yetişmek, rakibi geçmek, pastadaki tüm dilimleri almak, mevcut dilimleri geliştirmek adına, nitelik ve özgünlük ikinci plana atılabiliyor.

Medya sektöründe bu durumun çok güzel örneklerini görüyoruz. Çekilen çoğu programın lisansı, anafikri yabancılara ait. Bizlere düşen ise, lisans anlaşmasını yapmak, uyarlamak, çekip yayınlamak oluyor.

Tabiki uyarlayabiliriz. Sonuçta hayatımızda kullandığımız, ürünlerin aldığımız hizmetlerin, ne kadarı özgün? Ama önemli olanın anlamlı seçim yapabilme ve katma değerli uyarlama süreci...

Yurtdışında beğendiğimiz bir dizi/program vs proje varsa, bu projenin Türkiye'de başarılı olup olmayacağını iyi analiz etmek gerekir.

Başarılı olabilmesi için: "Türk izleyicilerin hangi motivlerini, nasıl tetikletmeyi düşünüyoruz ki başarıyı yakalayabilelim?" sorusunun cevaplarının oturaklı bir şekilde verilmesi gerekir. Akabinde de: "Bu projeyi ne kadar özgünleştirebiliriz?" sorusunun altyapısı sağlanmalıdır. Bu sorular çok fazla cevaplanamadığında, Türk İzleyicisi projeyi sahiplenmiyor.

Konumuzla ilgili örnekler verecek olursak (Övgü Akgürgen'e teşekkürler);

Medium: Zeliha’nın gözleri

Allison DuBois’nın gerçek yaşam öyküsünden uyarlanarak çekilen NBC’nin “Medium” isimli dizisi Türkiye’de “Zeliha’nın Gözleri” adlı Türkçe formatıyla STAR TV’de karşımıza çıktı. Her iki dizinin başkarakteri de işlenmiş cinayetleri ve insanların geleceklerini görebiliyor ve cinayetlerin çözümünde polise ve insanlara yardım ediyor.



Lost: Göl
Tüm dünyada olduğu kadar Türkiye’de de geniş bir izleyici kitlesine sahip olan “Lost”un Türk versiyonu ise henüz yayınlanmaya başlamadı. Şu anda YouTube gibi video paylaşım siteleriyle sesinin duyurmayı başaran “Göl” isimli dizi, merakla bekleniyor.

Grey’s Anatomy : Doktorlar
Show TV’nin sevilen dizisi “Doktorlar” da Dizimax’te yayınlanan “Grey’s Anatomy” isimli yabancı dizinin bire bir kopyası.




Dawson’s Creek: Kavak Yeller
i
Kanal D’de yayınlanan “Kavak Yelleri”, CNBC-e’nin sevilen dizisi “Dawson’s Creek”in tam anlamıyla Türk uyarlaması. Bu iki dizi, senaryodan karakterlerin davranışlarına ve fiziksel özelliklerine kadar pek çok noktada benzeşiyor. Örneğin karakterler açısından bakıldığında, Deniz’in Dawson, Aslı’nın Joey, Mine’nin Jen, Efe’nin de Pacey olduğu açık seçik anlaşılıyor.



24: Mahşer
cnbc-e’de yayınlanan “24” kadar etkileyici bulunmadığından mıdır bilinmez, atv’de yayınlanan “Mahşer” isimli taklit dizi kısa bir süre sonra yayından kaldırıldı.




Sabrina: Acemi Cadı
Orijinaline sadık kalınarak çekilen bir diğer Türk dizisi ise “Acemi Cadı”. Sihir yapabilen bir lise öğrencisi genç kızın hayatını anlatan ve çocukların ilgiyle izlediği Sabrina seneler sonra Türk yapımcılar tarafından yeniden keşfedilince ona içerik olarak tıpatıp benzeyen Acemi Cadı Türk televizyonlarında yayınlanmaya başladı.




My Name Is Earl: Hakkını Helal Et
cnbc-e’nin bir başka sevilen dizisi “My Names Is Earl”, “Hakkını Helal Et” adıyla Türkçeleştirilip dini bir dizi formatına çevrildi. Orijinalinde sit-com olarak çekilen dizi, STV’de daha çok dini mesajlar içeriyor.




3 Temmuz 2007 Salı

Türk Usulü LOST (Akşam Gazetesi)



Gösterildiği ülkelerde pek çok kitleyi peşinden sürükleyen, adına stratejiler üretilen, kitaplar yazılan ve büyük beğeni toplayan Lost dizisinin Türkiye’deki fanatikleri, LOSTra adında yepyeni bir oluşum başlattı.

Farklı meslek grubundaki dizi fanları, burada kendi senaryolarını yaratıyor ve yazar kadrosuna katılacak ekip arkadaşları arıyorlar.

Türkiye’de erkeklerin kıraathane, kahve ya da arkadaş evinde toplanıp dizi seyretmeye başlamasına ilk olarak ‘Kurtlar Vadisi’yle tanık olduk. Beyaz yakalı tabir edilen kesimin Digiturk ve CNBC-e dizilerini de unutmamak gerekir.

Son dönemde devam eden ve popülerliğini yitirmeden ilgi odağı olmaya devam edense kuşkusuz Lost. Erkeklerin dizi takipçisi olması pek rastlanır bir şey olmadığından LOSTra projesini hayata geçiren Yüce Zerey ve Mehmet Erkan Aydın’ın her diziyi izlediklerini öğrendiğimizde şaşkınlığımızı gizleyemedik elbette. Onlarla uğruna senaryo yazmaya başladıkları Lost dizisini ve projelerini konuştuk.

Mesleğiniz nedir? LOSTra projesini hayata geçirmek nereden aklınıza geldi?

Yüce Zerey: Dikey Kurumsal adlı şirketin Proje ve Arge Departmanı Müdürü’yüm. Mehmet’le iş arkadaşıyız. yönetim ve pazarlama danışmanlığıyla ilgili projelerde yer alıyoruz. Her ikimiz de okumayı, yazmayı, izlemeyi ve yorumlamayı seviyoruz. Lost’u seyredip üzerinde konuşuyorduk. Acaba biz de Lost için alternatif senaryo yazabilir miyiz diye düşündük. Sonra senaryoyu biz yazmayalım böyle bir hareket başlatalım istedik. Lost’ta Türkler olsaydı, Türk adasında olsaydı neler olurdu diye düşündük. Yazdıkça keyifli olmaya başladı. Biz sahneyi koyalım ve insanlara bırakalım dedik. Lost ile bağlantılı ama onu ti’ye de alacak bir isim seçip LOSTra adını verdik.

Mehmet Erkan Aydın: Ben de İnsan Kaynakları Departmanı’nın yöneticisiyim. İşin kara mizah kısmı var ama ileriye dönük olarak gerçekten neler yapılabileceğini düşündürtmek istiyoruz. Artık Türkler adada mangal mı yakar, çadır mı kurar işte o insanlara bağlı olarak gelişecek.

Peki, bu projenin büyüyeceğine inanıyor musunuz?

Y. Z.: Neden olmasın? Projeye insanları dahil etmek istiyoruz. İleride bu bir dizi haline gelirse kalabalık bir grubun yazmış olduğu bir dizi olsun, katılımcı olan herkesten bir parça bulunsun. Baktığınızda bugün gazeteler bile blog’larını halka açtı. Bunun nedeni insanları projeye dahil edip katılımı artırmak. Bu şekilde içeriği genişletip insanların sahiplenmesini sağlarsınız. Katılımcıyı oyunun içine dahil et ve alanını genişlet mantığı olur. Dizileri artık konaklardan çıkartmak istiyoruz.

M. E. A.: Bizim hep ağa ve mahalle dizilerimiz var. Senaryo mahallenin dışına çıkamıyor ne yazık ki. İnsanlar yabancı dizileri de izliyor. Orijinal bir fikir ortaya koyduğunuz takdirde insanlar ona dahil olur. Bu ortak bir platform olursa Lost kalitesinde orijinal bir senaryo ortaya çıkar diye düşünüyoruz. Düşünce sizi bir yere kadar götürür ama ilk adımı attıktan sonra devamı gelir. Senaryo fikri de böyle gelişti. Bize katılacak kişilerden deneme yazısı isteyeceğiz. Çünkü projenin senaryo kirliliği olmasını istemiyoruz.

İLK BÖLÜM BİZDEN GERİSİ KATILIMCILARDAN

Şu anda senaryo hangi aşamada? İlk bölümleri siz mi kaleme aldınız?

Y. Z.: Bizim uçağımız şu anda havada. Uçağı düşürmeden önce yeteri kadar yazar sayısına ulaşmalıyız. Mistik olaylar bizim senaryomuzda da olacak. Şu anda belli olan karakterler var. Karakterleri tanıtma ve ilk konuşmalar bizim ve tanıdıklarımız tarafından şekillendi. Bundan sonrası aramıza katılacak kişilerce belirlenecek.

M. E. A.: İnsanlardan örnek yazı isteyeceğiz. Bir psikolog arkadaşımız karakter tahlili konusunda yardımcı oluyor. Bilgi işlem, marka pazarlama, insan kaynakları alanında çalışan arkadaşlar var yazar kadrosunda. Karakterleri bire bir eşleştirmedik. Çünkü bize özgün olmasını istedik. Dolayısıyla karakterlerin hepsi aynı olmayacak ama birbirleriyle bağlantıları var.
Lost’un başarısını neye bağlıyorsunuz?

Y. Z.: Lost’un başarısındaki en önemli neden ağızdan ağıza yayılan stratejiyle yürüyor olması. Herkes diziyi birbirine tavsiye ediyor. En büyük gücü bu. Türk halkında bu sistem çok tutuyor. Önce CNBC-e izleyen kitle ile başladı sonra herkesi etkisi altına aldı. Genişleyebilen senaryo yapısına sahip. Her bölümün içerisinde alt dizicikler var. Çünkü her karakterin hikayesi ayrı. Yalnız tek bir karakter üzerinden gitmiyor. Bilgi verip meraklandırıyor. Karakterleri ilişkilendirdiğin için bulmacayı çözmek gibi geliyor. Mistik olaylar, sayılar… Kabala’yı da işin içine soktular. Lost teorileri üretilmeye başlandı. Teori üretirsen çok konuşturursun. Yayılım stratejisi, içerik ve teknik kalitesi, altyapısında komplo teorileriyle bağdaşınca dizinin başarısı kaçınılmaz oldu.

M. E. A.: Dizi sürprizlere açık yapısıyla ilgi topladı. Dünya edebiyatına baktığınızda da klasik eserlerde tek bir karakter yoktur. Birden fazla karakter olduğu için diğerinin hayatına mecbur değilsinizdir. Yapıyı çok karakterli kurduğunuz zaman kalıcılığını da sağlamış olursunuz. İnsanlar senaryonun devamını tahmin ettiklerinde diziyi tüketmiş oluyorlar.

Y. Z.: Bence devrim yaratan dizilerden biri Asmalı Konak’tır. Seymen Ağa ana karakterdi. Ama alt karakterlerin hayatını da inceledi dizi. Ally Mc Beal ile aynı sezon yayınlandı. İnsanlar bir araya gelip her iki dizi için de geceler düzenliyorlardı.

Sizce erkekler daha fazla mı dizi izliyor?

Y. Z.: Türk dizilerinin çoğunu izliyorum. ‘Prison Break’, ‘Heros’ ve ‘24’ü de izliyorum. Bazıları çok kendini tekrar ediyor. Bazılarının derinlemesine içerisine girebiliyorsunuz. Erkekler daha fazla dizi izlemeyi seviyor olabilir. Ama dizi hakkında konuşmayı sevmiyorlar. Çünkü erkekler arasında “ben Binbir Gece’yi izliyorum” demek zayıflık. Ama kadınlar arasında ortak nokta, bir bağlılık oluyor.

M. E. A.: Yoğun iş temposunda dizi izlemeyen biri olarak Lost’u iki haftada 11 bölüm izledim. Ayrıca Lost cinsel içerik olmadan başarıyı yakalayan işlerden biri. Bu da çok önemli. Projeyi takip etmek ve ayrıntılı bilgi için:

http://www.lostra.org

EKİN TÜRKANTOS - Akşam Gazetesi
http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=80181,12&tarih=11.06.2007