14 Şubat 2007 Çarşamba

C(Ash)'R BenLEAK by y=f(yuce)

Midday prayer at the Üç Şerefeli mosque (Edirne). One wonders if the man needs his cellphone to communicate with God.

7 Şubat 2007 Çarşamba

Marka Heybeleri ve Modern Marka Yapısını Anlamak


Markanın günümüzdeki dinamiklerini, altyapısını anlayabilmek ve markayı stratejik olarak yönetebilmek için kafamızda marka kavramını iyi oturtmamız gerekiyor. Bu bağlamda, John Grant, marka tanımlamalarına önemli bir değer katıyor ve markayı kültürel fikir olarak tanımlıyor. Bu tanımın bileşenlerini iyi bir şekilde analiz edebilirsek, günümüz iş yapısındaki markaları daha iyi analiz edebileceğimizi düşünüyorum.

Kültür, gelenekleri, görenekleri, inançları, sanatı, yaşam tarzına ilişkin alışkanlıkları, aileyi, işi, ekonomik alışverişi, bilgiyi ve diğer birçok şeyi içeren geniş bir alandır ve çok fazla çeşitlilik içerir.

Marka tanımını kültürel fikir olarak ele aldığımızda, tanımın kültürel bileşeni markanın paylaşılması, toplumun içine salınmasını, kısaca sahaya inmesini ifade eder.

Tanımın fikir bileşeni ise markanın özgünlüğünü, bireyselliğini ön plana çıkarır.

Günümüz iş yapısında marka, toplumun önünde giden, farklı özgün belki yer yer arıza bir yana sahipken, aynı zamanda da bir o kadar toplumun içinde, Hacı Mehmet Emmi ile bir sabahçı kahvesinde çay içebilmektedir. (veya Cihangir'de Berkcan Bey ile Roden'in eserlerindeki Quantum yaklaşımını tartışabilir) Kültürel fikirler nasıl çeşitlilik gösteriyorsa marka içeriği türlerinin de çeşitlilik göstermesi normaldir.

Başarılı markalar, kendilerine hitap eden, iş alanlarında kullanabilecekleri, hedef kitleri ve ürün/hizmetleri ile örtüşen bir takım kültürel fikirleri içermelidir. İşte bu her bir kültürel fikir, ayrı birer marka heybesidir. Markalar da bu kültürel fikirleri içeren marka heybelerinin bileşiminden oluşur. Markaların yapılandırma aşamalarında marka heybeleri üzerinde stratejik olarak düşünülmesi ve marka heybelerini dolduracak fikirlerin bu stratejiler kapsamında ele alınması gerekmektedir. Fikirlerin marka heybelerine doldurma sürecinde Heybe Felsefesi'nin en önemli aracı olan Heybe Bilgi Çevrimi'nden (Bilgiyi süz, anla, anlamlandır...) faydalanmak gerekir. Aksi takdirde marka heybelerini toplum algıladığı gibi yönlendirir, ve markanın yönetimi sizin elinizden çıkıp tamamen halkın algı inisiyatifine kalabilir.

Markanın yeni tanımını ve marka heybeleri kavramını daha iyi anlayabilmek için birkaç somut örnek üzerinden gidelim.

Birinci örneğimizde Starbucks'ın hem dünya da hem de Türkiye'deki marka heybelerini ve bu heybelere ait algıları, fikirleri bulabilirsiniz.



İkinci örneğimizde de dünyanın yükselen starı iPOD'un hem dünya da hem de Türkiye'deki marka heybelerine ve bu heybelere ait algıları, fikirleri bulabilirsiniz.

İlerleyen yazılarda örnekleri çoğaltıltıp, özellikle Türkiye'den örneklere eğilmeyi düşünüyorum.

Sevgiler

Yüce Zerey | y = f(yuce)

20 Ocak 2007 Cumartesi

Kategorileştirebildiklerimizden misiniz?

Pazarlama dünyası, yeni eğilimlerin, deşifre olmuş algıların yönetim merkezi olarak, sürekli yeni konseptler (mamafih tam karşılamadığından kavram diyemiyorum) ve kategori yumağı ile karşımıza geliyor.

Kategori manyağı olan bizler de: "Aha benim markam şu kategoriye giriyor, yoksa o değil de bu mu? Seninki hangisinde? Aslında Kemal'in markası da aşk markası gibi gözüküyor ama gerçekte o bir yenilikçi marka... Bizim Kemal bu aralar kendini bir hatuna kaptırdığı için Eyüp Sabri Tuncer Kolonyaları bile ona göre aşk markası..." diyoruz!?

Okuyucu Dış Sesini Temsilen Bekir Abi: Evladum, iyi diyon hoş diyon da ne alakası var?

MATT Haig piyasaya çıkardığı Marka Hataları (Brand Failures) kitabının satışından aldığı rüzgarla arkasından Marka Krallığı (Brand Royalty) isimli bir kitap çıkardı. ( THE DEAD FATHERS CLUB adı altında çok bir yeni bir kitap daha çıkardı, ama konumuz bu değil :) ) Haig ilk kitabında tüm zamanların en büyük 100 markalama hatasından söz ediyordu. İkinci kitabında ise dünyanın en iyi 100 markasını belirliyor. Bu markaları belirlerken finansal başarılarından ziyade ne kadar uzun ömürlü olduklarına, yeni ürün geliştirme başarılarına, iş yerinde yaptıkları devrimlere, kitle iletişimi ve diğer küresel başarılarına bakmış ve markaları 17 farklı gruba ayırmış.

Yenilikçi Markalar

1. Adidas: Performans markası
2. Sony: Öncü marka
3. Hoover: Anlamdaş marka
4.Xerox: Araştırma markası
5. American Express: Bütünlük markası
6. L’oreal: Bireysellik markası
7. Durex: Güvenilir marka
8. Mercedes-Benz: Prestij markası

9. Nescafe: Anında hazır marka
10. Toyata: Büyük-resim markası

Öncü Markalar

11. Heinz: Güven markası
12. Kellog’s: Aşinalık markası
13. Colgate: Toplam marka
14. Ford: Satış markası
15. Goodyear: Liderlik markası

17. Gilette: Traş markası
18. Wrigley: Yeni düşünce markası.

İlgi Dağıtan Markalar

19. MTV: Gençlik markası
20. Harry Potter: Öykü markası
21. Barbie: Kaçış markası
22. Disney: Nostaljik marka

Çizgideki Markalar

23. Cosmopolitan: Devrimci marka
24. Nokia: Çizgi marka
25. Toys’R Us: Kasılma markası
26. Subway: Odak markası

Kas Markaları

27. IBM: Çözüm markası
28. Wal-Mart: Ölçek markası
29. McDonald’s: Servis markası
30. Nike: Spor markası
31. Starbucks: Postmodern marka
32. Microsoft: Egemenlik markası

Ayırma Markaları

33. Pepsi: Farklılaşma markası
34. Hush Puppies: Gündelik marka
35. Timex: Kalıcılık markası
36. Evian: Saflık markası
37. Duracell: Uzun sürelilik markası
38. Danone: Sağlık markası
39. Heineken: Export markası

Statu Markaları

40. Rolex: Üstünlük markası
41. Courvoisier: Gizem markası
42. Louis Vuitton: Arzu markası
43. Moet&Chandon: Doğru mevsim markası
44. Burberry: Miras markası
45. BMW: Tanımlama markası

46. Gucci: Seçkinlerin markası
47. Tiffany& Co: Canlılık markası

Halk Markaları

48. Oprah Winfrey: Kurtarıcı marka
49. Jennifer Lopez: Superstar marka
50. David Beckham: İkon markası

Sorumluluk Markaları

51. Johnson&Johnson: Kriz yönetimi markası

52. Ben&Jerry’s: İlgilenme markası
53. Seeds of Change: İyilik markası
54: Cafedirect: Dürüst ticaret markası
55: MAC: Neden markası
56. Hewlett-Packard: Çalışanların markası

Geniş Markalar

57. Yamaha: Yoksayılan marka
58. Caterpillar: Sert marka

59. Virgin. Elastik marka

Duygu Markaları

60. Apple: Kült marka
61. Harley Davidson: Erkeklik markası
62. Zippo: Uzun ömürlülük markası
63: Jack Daniel’s: Kişilik markası
64. Chrysler: Romantik aşk markası
65: Guinness: Zamansızlık markası

Tasarım Markaları

66. IKEA. Demokratik marka
67. Audi: İlerleme markası
68. Bang/olufsen: Gelişim markası
69. Muji: Minimalizm markası
70. Vespa: Güzel marka
71. Converse: Miras markası
72. Volkswagen: Uzunömürlülük markası

Tutarlı markalar

73. Coca-Cola: Ulaşılamaz marka
74. Nivea: Süreklilik markası
75. Hard Rock Cafe: Anımsanmaya değer şeyler markası
76. Clarins: Uzmanlık markası
77. Campbell’s soup: Tektiplik markası
78. Budweiser: Hedeflenmiş marka

Reklamveren Markalar

79. Kraft: Hanehalkı markası
80. Absolut Vodka: Reklam markası
81.Benetton: Renk markası
82. Calvin Klein: Seks Markası

83. The Gap: Rahatlık markası
84.Diesel: İronik marka

Dağıtım Markaları

85. Avon: Esneyen marka

86. Hertz: Güvenilirlik markası
87. Domino’s Pizza: Eve servis markası
88. Dell: Doğrudan satış markası
89. Amazon: internet alışveriş markası

Hız Markaları

90. Reuters: Nesnellik markası
91. Fedex: İlk marka
92. Zara: Fast-fashion markası
93. Hello Kitty: Sevimli marka
94. Google. Arama markası
95. CNN: Bilgi markası

96. Hotmail: Virütük marka

Evrim Markaları

97. Bacardi: Karaip markası
98. HSBC: Kazanç markası

99. Intel: Eğiten marka
100. Samsung: Yükselen marka

Tık tık tık.... Kimse varsa oralarda duysun sesimi. Ey kategorizasyon fetişisti büyük pazarlama düşünürlerinden MATT Haig Baba; Ali'nin, Kemal'in, Zeynep'in, Fatma Teyze'nin, Necati Amca'nın hiçççç umurunda değil sevdiği, aldığı, kullandığı markanın hangi kategoriye girdiği.

Kendine göre markaya karşı, ama duygusal ama zihinsel ama fiziksel bir yakınlığı var. Sonuç olarak da o marka ile arasında bir iletişim var. İnsanların seçtiği markaları neden seçtiği, neye göre neyi satın aldığı ayrı ve önemli bir konu ancak sürekli markaları kategoriye sokma çabası, sadece bizim gibi bu konuda ahkam kesenlerin işini kolaylaştırıyor. Ancak tüketici bununla ilgilenmiyor. İlgilenmekte istemiyor.

Matt Haig Türkiye Temsilcisi Hilmi Abi: Peki!

Yok ben söyliyeyim de içimde kalmasın istedim... Zaten benim yazılarımı okuyan heybeciler, algı ve kategori çöplüklerinde gerekeni süzerler, süzdüklerini anlarlar, anladıklarını anlamlandırırlar.

Yüce Zerey / y=f(yuce)

16 Ocak 2007 Salı

Voltron Baba: "Galaksi Barışının Delikanlı Koruyucusu"

2006'nın en büyük 10 Reklamvereni



1 -Ülker
1944 yilinda Eminonu'nde bir ara sokakta, Sabri Ulker tararindan kurulan Ulker, ilk yilinda sadece 3 calisan ile 75 ton biskuvi uretmisti. O gunden bugune buyuk bir hizla buyuyen Ulker, bugun ulkemizin hem en onde gelen markalarindan biri, hem de en buyuk reklam verenlerin basindaki isimlerden. Yurtdisi ortakliklari da bulunan Ulker'in bugun 40'tan fazla urunu bulunmakta ve hepsi icin buyuk reklam kampanyalari yurutulmekte... Bunlarin arasinda; Alpella, Cafe Crown, Cola Turka, Camlica, Dankek, Hanimeller. Kalbim Benecol, Rondo ve Ulker Kellogg's gibi urunler yer aliyor.

2 - Procter & Gamble
1937 yilinda Wliam Procter ve James Gamble tarafindan kurulan P&G, o gunlerde buyuk bir finansal krizin esiginde dogmus olsa da bugun global bir dev olarak karsimiza, cikiyor. 1987 yilinda ulkemiz firmalari ile isbirligine giden P&G, 1999 yilinda Turkiye'deki firmasini kurmustur. P&G'nin sIk sIk reklam kampanyalari yaptigi onemli markalan arasinda ise Alo, Ariel, Braun, Gillette, Duracell, Pantene, Ipana, Orkid, Prima ve Blendax bulunmakta.

3 - Unilever
1930 yilinda Hollandali margarin ureticisi Margarine Unie ile Ingiliz sabun ureticisi Lever Brothers'in birlesmesiyle olusan Unilever, 1952 yilinda Turkiye'deki ilk girisimini gerceklestirdi. 100'den fazla ulkede faaliyet gosteren Unilever'in 150'nin uzerinde ulkede satilan ve 284.000 kisiye is olanagi saglayan urunleri arasinda Algida, Axe, Becel, Cif, Clear, Elidor, Knorr, Komili, Lux, Omo, Sana ve Signal baslicalari.

4 - Coca-Cola
Ilk icecegini 1897 yilinda satan, ilk uluslararasi kazancini ise 1 907 de elde eden Coca-Cola Corp., bugun dunyanin en buyuk sirketlerinden biri. 200'den fazla ulkede urunleri satilan Coca-Cola Cotp.'un yuzlerce markasinin ulkemizde bilinenleri ise Coca-Cola, Cappy, Fanta, Sprite ve Turkuaz...

5 - Arcelik
Gectigimiz yil 50. yasini kutlayan beyaz esya devi Arcelik A.S, Koc Grubunun en guclu isimlerinden biri olarak yoluna devam etmekte. Arcelik, beyaz esya kategorisinde yaptigi reklamlar icin bu sene de herkes tarafindan cok begenilen Celik karakterini kullanmaya devam etti...

6 - Reckitt Benckiser
Dunyanin onde gelen temizlik malzemeleri ureticisi Benckiser, 1814 yilinda kuruldu. 160 ulkede urunleri satilan ve 60'inda faal olarak hizmet veren Benckiser, ulkemizde ozellikle Veet, Calgonit, Airwick, Cillit Bang, Strepsils ve Calgon markalari ile taniniyor.

7 -Danone
1997'de Haci Omer Sabanci Holding ile yuzde 50-50 ortaklik yapisi uzerine anlasma imzalayarak ulkemiz pazarina giris yapan Danone Sirketleri, 1960'li yillarda tam endustrisinde hizmet vermek uzere kurulmustur ve dunya capinda 120 ulkede varlik gostermektedir. En onemli urunleri arasinda Akmina, Hayat, Sasal, Aktivia, Danette, Danino ve Danacol vardir.

8 - Nestle
Henri Nestle tarafindan 139 yil once kurulan Nestle; Nescafe, Coffie Mate, Maggie corba ve cesnileri, Chokella, Corn Flakes, Crunch ve Nesquik markalan icin oldukca yogun reklam kampanyalari yapmaya devam ediyor.

9 - Vestel
1994 yilinda Zorlu Grubu bunyesine katilan Vestel Elektronik, dunyanin bircok ulkesinde etkinlik gosteren bircok yabanci marka ile de isbirligi icindedir. Bunlar arasinda; Whirlpool, JVC, Tefal, Moulinex. Motorola, Philips, Rowenta ve Nokia bulunmaktadir.

10 - Hayat Grubu
Kigili ailesine ait olan Hayat Grubu, kimya ve agac sanayi sektorlerinde hizmet vermektedir. Ulkemizde sIklikla tuketilen urunleri ansinda Molped, Molfis, Bingo, Papia tuvalet kagidi.Hasat Sampuan ve Test yer almakta.

Kaynak: "Mediacat"

3 Ocak 2007 Çarşamba

Post Bayram Sendromu

Yine buhranlı bir bayram ertesi... Hava da en az benim kadar arafta... Gürleyip yağmur olarak yağsam mı? Yoksa açıp insanların içini ısıtsam mı diye kararsız ve puslu...

Bu kararsızlığının alçak ve yüksek basınç dengesizliklerine yansıyan çıktısı olan rüzgar da; asice, ne yaptığını bilmeden bir oraya bir buraya gidiyor, hem insanların sıkıntılarını hem de sonbaharın kışa karşı son direnişini simgeleyen yaprakları silip süpürüyor.

Ana ocaklarımızda geçirdiğimiz, kelimelerin yetersiz kalacağı o tarifsiz anlardan sonra yine esaretin zincirini boynumuza takmak üzere yollara koyulduk. Metropoller; biz, boynu zincirli köleleri, üstün çekim kuvvetleriyle mıknatıs gibi çekiyor. Çekerken de kulağımıza:"Hadi kardeşim yürrrü, yarın iş başı yapacaz. Daha eve gidecez, banyo yapacaz... Ütü yapılacak. Toplantı notlarını gözden geçirecen, okuman gereken raporları unutma vs.. " şeklinde fısıldıyor.


Bütün güzel bayram anıları, yola çıktığımız dakikalardan itibaren bu insafsız fısıltılarla tüketiliyor... Halbuki onları bir dahaki bayrama kadar saklamak için, hissiyat cüzdanımın en derin ceplerine itina ile yerleştirmiştim. Ancak, metropollerin evrensel çekim kuvvetinin modern temsilcileri olan kitlenmiş otobanlar, uzun feribot kuyrukları, sinyalsiz şerit değiştiren terliksi hayvanlar, vb. benim güzel bayram anılarımı çoktan tüketmeye başlamıştı bile. Tam rahatlamıştım, huzur bulmuştum derken, huzurumun ırzına geçmek için bir grup tecavüzcü peydahlanmıştı, zihnimde...


Biryandan bu huzur tecavüzcülerini düşünürken bir yandan da ertesi günü düşünüyordum. Yine maskelerimizi takacak, ertesi sabaha Berk Beyler, İdil Hanımlar olarak uyanıp, sabah kahvaltımızı ucuz yağlı bir poğaça ile ikame edip, iş tanımlarımızın evrensel gerekliliklerini yerine getirmeye başlayacağımızı düşünüyordum.

Bir gün öncesinde el öpen, el öptüren, küçük çocuklarla şakalaşan, elleriyle yemeğe dalan, hiç tanımadığı birinin tatlı ikramına tebessümle karşılık veren, gözü yaşlı mağdur bir ihtiyaç sahibiyle lokmasını paylaşabilen özümüzdeki bizlerden kısmen de olsa uzaklaşıyorduk. Halbuki özümle daha dün beraberdik, aramızda çok çok iyiydi. Bende açılmış olan derin yaraları kapatmak için yine elinden geleni ardına koymamıştı. Neden şimdi ayrı gayrı kalıyorduk?


İşte tam bu düşünceler kafamın içinde ses hızını aşmış bir şekilde dönüp dolaşırken, dedim ki; bu bayram aynı zamanda yılbaşına denk geldi, 2007'ye girdik. Fiziksel olarak 2007 nin içerisindeyiz, ancak zihinsel ve duygusal olarak kaç yıllarındayız. Kalp ve düşünce düzleminde hangi yılları yaşıyoruz...



Bayram çoşkusunu, rüzgarını arkamıza aldığımız bir yıl farklı olmalıydı, bu yüzden 2007 yılını İş'ten öte öze dönüş yılı ilan ettim kendime.

Artık hayatımda sadece Berk Bey, İdil Hanımlar olmayacak, artık film afişlerinde, İbrahim Amcaların, Mehmet Emmilerin, Fatma Teyzelerin, Mustafaların da ismi yazacak.

2007 özümüzde olan güzellikleri araştırma, anlama, anlamlandırma, yaşama ve paylaşma yılı olacak... Başka türlü nereye kadar taşınabilir ki bu maddi esaret zincirleri, nereye kadar karşı koyabiliriz ki metropollerin çekim kuvvetine...

Neden olmasın? 2007 öze dönüş yılı olsun... Dünya da bu manevi kalp spazmlarından rahatsız olduğu ve bir arayış içerisinde olduğu için 2007 yılını Unesco, Mevlana yılı ilan etmedi mi? O halde biz niye akıntının tersine kürek çekelim.

Bizler de kendi iç dünyamızda 2007'yi öze dönüş yılı ilan edip, gerekli aksiyonları alalım ve hepsinden önemlisi bu aksiyonlar doğrultusunda davranış değişikleri ortaya koyalım. İşte o zaman, ne zincir, ne maske, ne çekim, iş tanımı, ne performans görüşmeleri, ne de hedefler... Hepsi sadece birer küçük ayrıntı...

Sevgilerimle
y=f(yuce) | Yüce Zerey




5 Aralık 2006 Salı

Heybe Potter ve Sırlar Odası


Heybe Porter'ın hami ailesi Karaerik'ler o yaz öylesine çekilmez olmuşlardı ki, Heybe bir an önce sihirbazlık okulu Yaşar Doğu'ya geri dönmek için can atmaktadır. Eşyalarını toplarken ortaya çıkan ev cini Komoçko ise onu uyarır: Yaşar Doğu'ya dönerse bir felaket olacaktır...

Heybe Porter, tasını tarağını, tıraş bıçağını, yine sihirbaz olan annesinin elleri ile diktiği banyo lifini heybesine atar, Casio kol saatini takar ve Gazanfer Bilge'den bilet alır, Yaşar Doğu sihirbazlık okuluna gitmek için Harem'den yola çıkar.

Yaşar Doğu'ya geldiğinde ortalık yine yıkılıyordur. Herkes elindeki sihirli asalarıyla birbirine eşek şakaları yapmaktadır. Heybe Porter için eşeğin ezoterik bir anlamı olduğundan dolayı, eşek şakalarından hiç hazetmez ve yapanlara karşı da mesafelidir.

Heybe Porter'ın sihirbazlık alemlerinde kankaları olan Tahsin ve Necla da Heybe'nin bu duruşuna son derece saygılıdırlar.

Yeni öğretim yılı, öğrencilerin İstiklal Marşı'nı ve andımızı okumasıyla başlamıştır. Okul Müdürü Abdurrahman Pordoğan Bey, öğrencilere bu seneki okul hedeflerini, akabinde bölüm hedeflerini başarı kriterlerini aktarmış ve performanslarının nasıl değerlendirileceği hakkında genel bilgiler vermiştir. Tuvaletleri temiz kullanmaları, asalarıyla tuvalete girmemeleri aksi takdirde çarpılabilecekleri konusunda uyarılarda bulunmuştur.

Heybe, Tahsin ve Necla üçü tekrar bir araya gelmiş, üçü bir arada olmuşlardır ve bir Cafe Crown arası vermişlerdir. Onlar fındık ülkesinde fındık aromasının lezzetini yaşarken okulda olanlar olmaktadır. Sırlar Odası açılmıştır...



Oda'nın açılmasıyla ortaya çıkan karanlık bir güç, Yaşar Doğu'dakileri eşeğe çevirmeye başlamıştır. Tüm öğrenciler yavaş yavaş eşek olmaktadır. Heybe, hayatını tehlikeye atarak, Odanın elli yıllık ölümcül gizemini çözmeye çalışır.

Kahramanımız Heybe Porter, ne var ne yok tüm çarşafı dökmüştür. Adeta olayı çözmek uğruna kendini psikopata paralel bağlamıştır. HTML, MHTML ve XML dillerine doğuştan hakim olan Heybe Porter, bu dil bilgisi sayesinde her şeyi ortaya çıkarmıştır. Sır falan kalmamıştır!...

Sırlar odasının kapısı internet denilen, terliksi organizma tarafından açılmıştır. Internet, bahsi geçen karanlık gücün ta kendisidir. Hakkıyla kullanmayı bilenlerin de aydınlanma gücüdür. (Dış ses toplumsal mesaj)

Esaretin zincirini boynundan sıra sıra çıkaran sırlar, bilgiler kendilerini odanın dışına atmışlar ve insanları bilgi eşeğine dönüştürmüşlerdir. İnsanlar da neye uğradığını şaşırmış, her çeşit bilgiyi; her formatta, her platformdan talep etmişlerdir. Hayatlarını bilgi ağlarıyla örmüşler, kendi ağlarında kendi kurbanları olmuşlardır, kendilerini dinlemeye, okumaya zamanları kalmamıştır.

Hatta öyle bir seviyeye gelmişlerdir ki, madde içi hayatta perende üzerine perende atarken, madde ötesi hayatın, ruhlarındaki daimi ihtarcısına, gözü uyku tutmaz nöbetçisine rastlayıp, arada bir bu nöbetçinin selamını alıp yine kendilerini sürükleyen çarklara takılmaya devam etmişlerdir.

İşte kahraman Heybe Porter'ın filmsel kahramanlığı burada devreye girer. Heybe Porter, arkadaşları Tahsin ve Necla ile birlikte okulda heybe felsefesini anlatmıştır. Eylemler, eylemsizlikler düzenlemişlerdir. Etkin mecralar alıp heybe mesajlarını doğru yerlerde konumlandırmışlardır.

Artık Yaşar Doğu Sihirbazlık Okulu heybeci kaynamaktadır... Tek tük kalmış bir kaç bilgi eşeği de nazarlık olarak okul bünyesinde barındırılmaktadır.

Özet olarak, Heybe Porter ve Arkadaşları, Haybeye değil Heybeye koşmuşlar ve Sırlar Odasını kapısına güzel bir arabirim oluşturmuşlardır. Artık bu arabirim sayesinde, öğrenciler, bilgiyi önce süzecek sonra anlayacak sonra da anlamlandıracaklardır.

y=f(yuce) | Yüce Zerey