Brand etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Brand etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2008 Pazar

13 Haziran 2008 Cuma

Marka Kardeşliği

Aşk Markaları (Love Marks) kavramını hayatımıza sokan Kevin Roberts 'ın da destek olduğu Brand Mates projesi, aynı markalardan hoşlanan insanlar arasında bir etkileşim sağlama kurgusu üzerine oturuyor. Güzel bir fikir, ve geliştirmeye açık bir uygulama. Türkiye'de neden böyle bir proje olmasın? sorusunun cevabını verip aksiyon alabileceklere duyurulur.

8 Haziran 2008 Pazar

48 Saatte Marka İsmi


Ürün çıkaracaksınız marka ismi ne olacak? Kampanya tasarlıyorsunuz, ismi ne olacak? Kurum içi bir proje yapılacak motive edici bir isim nasıl bulacağım?

Gibi sorulara "name this" sayesinde artık daha hızlı ve daha başarılı cevaplar verebilirsiniz. Name this, İşletme 2.0'ın kitlesel işbirliği modelinin güzel bir uygulaması. Namethis.com sitesi üzerinde sadece 99$ harcıyorsunuz. 48 saat içerisinde istediğiniz ismi tüm dünya, kitlesel işbirliği içinde buluyor. En iyi 3 ismi herkes oyluyor, ve siz de bu üç isim arasından seçim yapıyorsunuz.

23 Mart 2008 Pazar

Insomnia ve Cafe Markalama

İrlandalılar kafeleri gerçekten özgün markalar koyuyorlar. Aşağıdaki görsel de Insomnia adındaki bir İrlanda kafesine ait.

Insomnia; istenmesine karşın uyumada güçlük çekme ya da uyuyamama durumu olarak tanımlanıyor.

Müşterilerine kahvenin uyku karşısındaki dayanılmaz gücünü vurgulayan ve bu güce ihtiyacı olanları agresifce davet eden güzel bir markalama örneği.

Ancak, farklı bir açıdan bakacak olursak Insomnia sonuçta bir hastalık, uyuyamama hastalığı dolayısıyla negatif anlamlar çağrıştıran bir terim. İşte sırf bu yüzden insanların aklında yok iken akıllarına kardeşim kahve içme uykusuz kalırsın düşüncesi de getiriyor ve bilinçaltını olumsuz yönde etkiliyor. Marka olarak özgün olmasına rağmen anlam olarak bilinci olumsuz yönlendirme olasılığı yüksek olduğu için tercih edilmemesi daha iyi olabilir.

31 Temmuz 2007 Salı

İşte dünyanın en değerli markası

Interbrand isimli danışmanlık kuruluşu ve Business Week dergisinin ortaklaşa yayımladığı "Dünyanın En İyi Küresel Markaları" isimli raporunda 65 milyon dolar marka değeri biçtiği içecek devi Coca-Cola'yı bir kez daha ilk sıraya yerleştirdi. Ancak ünlü meşrubat firması geçen yıla kıyasla marka değerinde yaklaşık 2 milyar dolarlık bir düşüş yaşadı.

Marka değerinin belirlenmesinde mali performans ve marka kuvveti gibi etkenler önemli rol oynadı. Coca-Cola'nın ardından yazılım şirketi Microsoft 2'nci olurken, bilgisayar üreticisi IBM 3'üncü, enerjiden finansa pek çok farklı alanda faaliyet gösteren General Electric 4'üncü, cep telefonu devi Nokia ise beşinci oldu. İlk dört sırada yer alan markaların değerleri 50 milyar doların üzerinde bulunuyor.

Beşinci sıra ile 10'uncu sıra arasında yer alan markaların değeri ise 33.6 milyar dolar ile 23.5 milyar dolar arasında. İlk 100 sırayı paylaşan şirketlerin toplam marka değeri ise 1.15 trilyon doları buluyor. Listedeki markaların 52'si ise ABD kökenli.

Apple 'yüce efendi'

Büyük bir çıkış yaparak 17.8 milyar dolarla 20'nci sıraya yerleşmeyi başaran internet arama motoru Google, 55'inci olan rakibi Yahoo'ya fark attı. Karşı kampanyalara reklam kısıtlamalarına rağmen efsanevi sigara markası Marlboro'nun 21.2 milyar dolarla 14'üncü sıradaki yerini koruması da büyük bir başarı olarak gösteriliyor. 64'üncü Zara, 44'üncü Nintendo, 88'inci Starbucks ve 33'üncü olan Apple da büyük çıkış yakalayan şirketler arasında sayılıyor. Nintendo'nun başarısında Wii adlı oyun konsolu önemli rol oynarken, iPod adlı müzik çalarıyla tüm dünyada büyük bir satış rakamı yakalayan Apple "Talep yaratmanın yüce efendisi" olarak nitelendirildi.

Marka değeri açısından en fazla düşenler kategorisinde ise 30'unculuktan 41'inci sıraya gerileyen Ford, 52'ncilikten 61'inciliğe düşen GAP, 70'incilikten 82'nciliğe düşen Kodak, 66'ncı sıradan 74'üncü sıraya inen Pizza Hut ve 69'unculuktan 77'nci sıraya gerileyen Motorola bulunuyor.

16 Ocak 2007 Salı

2006'nın en büyük 10 Reklamvereni



1 -Ülker
1944 yilinda Eminonu'nde bir ara sokakta, Sabri Ulker tararindan kurulan Ulker, ilk yilinda sadece 3 calisan ile 75 ton biskuvi uretmisti. O gunden bugune buyuk bir hizla buyuyen Ulker, bugun ulkemizin hem en onde gelen markalarindan biri, hem de en buyuk reklam verenlerin basindaki isimlerden. Yurtdisi ortakliklari da bulunan Ulker'in bugun 40'tan fazla urunu bulunmakta ve hepsi icin buyuk reklam kampanyalari yurutulmekte... Bunlarin arasinda; Alpella, Cafe Crown, Cola Turka, Camlica, Dankek, Hanimeller. Kalbim Benecol, Rondo ve Ulker Kellogg's gibi urunler yer aliyor.

2 - Procter & Gamble
1937 yilinda Wliam Procter ve James Gamble tarafindan kurulan P&G, o gunlerde buyuk bir finansal krizin esiginde dogmus olsa da bugun global bir dev olarak karsimiza, cikiyor. 1987 yilinda ulkemiz firmalari ile isbirligine giden P&G, 1999 yilinda Turkiye'deki firmasini kurmustur. P&G'nin sIk sIk reklam kampanyalari yaptigi onemli markalan arasinda ise Alo, Ariel, Braun, Gillette, Duracell, Pantene, Ipana, Orkid, Prima ve Blendax bulunmakta.

3 - Unilever
1930 yilinda Hollandali margarin ureticisi Margarine Unie ile Ingiliz sabun ureticisi Lever Brothers'in birlesmesiyle olusan Unilever, 1952 yilinda Turkiye'deki ilk girisimini gerceklestirdi. 100'den fazla ulkede faaliyet gosteren Unilever'in 150'nin uzerinde ulkede satilan ve 284.000 kisiye is olanagi saglayan urunleri arasinda Algida, Axe, Becel, Cif, Clear, Elidor, Knorr, Komili, Lux, Omo, Sana ve Signal baslicalari.

4 - Coca-Cola
Ilk icecegini 1897 yilinda satan, ilk uluslararasi kazancini ise 1 907 de elde eden Coca-Cola Corp., bugun dunyanin en buyuk sirketlerinden biri. 200'den fazla ulkede urunleri satilan Coca-Cola Cotp.'un yuzlerce markasinin ulkemizde bilinenleri ise Coca-Cola, Cappy, Fanta, Sprite ve Turkuaz...

5 - Arcelik
Gectigimiz yil 50. yasini kutlayan beyaz esya devi Arcelik A.S, Koc Grubunun en guclu isimlerinden biri olarak yoluna devam etmekte. Arcelik, beyaz esya kategorisinde yaptigi reklamlar icin bu sene de herkes tarafindan cok begenilen Celik karakterini kullanmaya devam etti...

6 - Reckitt Benckiser
Dunyanin onde gelen temizlik malzemeleri ureticisi Benckiser, 1814 yilinda kuruldu. 160 ulkede urunleri satilan ve 60'inda faal olarak hizmet veren Benckiser, ulkemizde ozellikle Veet, Calgonit, Airwick, Cillit Bang, Strepsils ve Calgon markalari ile taniniyor.

7 -Danone
1997'de Haci Omer Sabanci Holding ile yuzde 50-50 ortaklik yapisi uzerine anlasma imzalayarak ulkemiz pazarina giris yapan Danone Sirketleri, 1960'li yillarda tam endustrisinde hizmet vermek uzere kurulmustur ve dunya capinda 120 ulkede varlik gostermektedir. En onemli urunleri arasinda Akmina, Hayat, Sasal, Aktivia, Danette, Danino ve Danacol vardir.

8 - Nestle
Henri Nestle tarafindan 139 yil once kurulan Nestle; Nescafe, Coffie Mate, Maggie corba ve cesnileri, Chokella, Corn Flakes, Crunch ve Nesquik markalan icin oldukca yogun reklam kampanyalari yapmaya devam ediyor.

9 - Vestel
1994 yilinda Zorlu Grubu bunyesine katilan Vestel Elektronik, dunyanin bircok ulkesinde etkinlik gosteren bircok yabanci marka ile de isbirligi icindedir. Bunlar arasinda; Whirlpool, JVC, Tefal, Moulinex. Motorola, Philips, Rowenta ve Nokia bulunmaktadir.

10 - Hayat Grubu
Kigili ailesine ait olan Hayat Grubu, kimya ve agac sanayi sektorlerinde hizmet vermektedir. Ulkemizde sIklikla tuketilen urunleri ansinda Molped, Molfis, Bingo, Papia tuvalet kagidi.Hasat Sampuan ve Test yer almakta.

Kaynak: "Mediacat"

25 Kasım 2006 Cumartesi

Nar-ı Aşk : Marka

NAR-I AŞK: MARKA


Çağımız pazarlama iletişimi çalışmalarına damgasını vuran yaklaşımın “Etkili pazarlama iletişimi çabalarının odak noktası tüketicinin zihnidir” olduğu düşünüldüğünde tüketici zihninde konumlanabilmek ve bu konumu koruyarak, sürekli güncel olabilmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Ortalama 5000 kelime algılayabildiğimiz düşünüldüğünde, şehrin dört bir yanına yayılmış gross marketler bünyesinde ortalama olarak 60.000 marka bulunması, firmaları nasıl farklılaşacakları doğrultusunda gerilime sürüklüyor.

İşte değişen iş dünyasının acımasız yönlerinden biri yine karşımızda. 60.000 marka arasından farklılaşıp sıyrılacaksınız ve tüketicinin kafasında bulunan 5.000 sandalyeden birine oturacaksınız. İşiniz bitti mi? Hayır, o sandalyede oturmak da yetmiyor. Sandalyeye yapışacaksınız ki tüketiciler misafirliğe hep size gelecekler, hatta başka misafirlerini de getirecekler. Misafirlik sürecini biraz daha formel olarak inceleyelim.


Bireylerin herhangi bir enformasyonu alabilmesi için bu bilginin öncelikle “seçicilik sürecinden” geçmesi gerekiyor. Seçicilik sürecinin “Seçici Açılma, Seçici Dikkat, Seçici Akılda Tutma” gibi üç aşamadan oluştuğu düşünüldüğünde, insanların istemedikleri enformasyonu kendilerini bu enformasyona açmayarak, o enformasyona dikkat etmeyerek ya da onu akılda tutmayarak başlarından savabildikleri ortaya çıkıyor.


Her üç aşamayı da geçerek belleğe gelebilen bir enformasyon burada da kısa ve uzun dönemli bellek diye adlandırabileceğimiz iki aşamalı bir bellek süzgecinden geçmek zorunda. Kısa dönemli belleğe gelen enformasyonların ?’i hiçbir zaman uzun dönemli belleğe geçemiyor. Uzun dönemli bellekte saklanabilen enformasyon sayısı da son derece kısıtlı oluyor.


İşte tüm bu engelleri aşıp, tüketicinin zihninde kalıcı olup, dinamik bir yaşam döngüsü ortaya koyabilmenin yolu “markalaşmaktan” geçiyor… Uzun lafın kısası tüketicileri evinizde misafir edip, bir daha ki sefere arkadaşları ile beraber tekrar tekrar ağırlamanın yolu, “markalaşmaktan” geçiyor…

Ürünün kimliği, kişiliği ile ilgili değerlerin toplamı; rekabetten ayıran özelliklerinin adı olan markalar, ürün ile tüketicilerin arasında duygusal bir bağ kurarken, tüketicilerin satın alma kararını vermesinde en önemli etkenlerden biri olarak görülüyor.


Çok değil, birkaç sene öncesine gidelim… Naftalin kokulu dolaplarda ürünlerimiz vardı. İş dünyasının toplantı salonlarında ürünlerimizi marka haline getirelim içerikli sunumlar yapılıyordu. Bu ürünler dolaplardan çıktılar, birer marka oldular.


Ve Marka devri başladı… Peki ya sonra?... Şu anda hangi devirdeyiz?... Gelecek nasıl şekillenecek?...

Devir aşk markaları devri… Büyüklerimiz: “Tüketiciyle duygusal bağ kuramayan markaların, yolu cenaze levazımatçısından geçer” derler.


Bir marka ortadan kalktığında insanlar başka bir markaya geçerler. Ancak, bir aşk markası ortadan kalktığında ise insanlar onun yokluğunu protesto ederler.

Eskiden sıkça gördüğümüz, ürünün özelliklerini anlatan, kalitenin altını çizen reklamlar, giderek tüketicinin ürüne duyduğu tutkuyu vurgulayan reklamlara yerini bırakıyor.

Aşk markası oluşturabilmek için sadece daha kaliteli ya da estetik bir ürün sunmak yetmiyor. Aşk markalarına duyulan bağlılık, mantıksal nedenlerin ötesinde. Onlar diğerlerinden bir adım önde değil, bir sınıf yukarıda bulunuyorlar. Çünkü onlar mantığa beyine değil, kalbe hitap ediyorlar… Bir kişinin inancı, 99 kişinin ilgisine bedeldir. Aşk insana neler yaptırmaz ki… Para ile aşkı satın alamazsınız ama aşk size para kazandırabilir…


Scott Donaton geçen seneki bir yazısında “Neden defalarca yenilse bile tuttuğumuz takımı bırakmayız?” sorusunu sorarak taraftar tutum ve davranışlarını şekillendiren dinamikleri analiz ediyor ve markaların taraftarlık yaklaşımından çıkarabilecekleri çok değerli dersler olduğunu söylüyordu.


Örneğin futbol ile ilgilenmeyenler, bu oyunu “22 kişinin bir top peşinde oraya buraya koşması” diye tariff edenler için takım taraftarlığı çok pasif ve komik bir kavram olarak algılayabilirler. İnsanların takımları uğruna ceplerinde beş kuruş olmadan, sağdan soldan borç bularak deplasmanlara gidip kaçak olsa da maça grime çabalarını da anlamayabilirler. Bu kişilere gore, tuttukları takımla hiçbir organik bağı olmayan, dolayısıyla en büyük zaferinden bile hiçbir rasyonel fayda elde edemeyecek milyonlarca insan bu takım için sürekli bir şekilde ciddi miktarda enerji, zaman ve hatta para harcayıp dururlar.

Markaların mmüşterileriyle , takım taraftarlığı düzeyinde olmasa bile buna yakın bir bağ kurması da bir kimlik sunma yoluyla mümkün olabilir ve bu yola başvuran markaların sayısı hiç de yabana atılacak düzeyde değildir.


Markalar, tüketiciler ve dinamik iş yapısı (ve hatta aşk) üçgeni üzerine eylemlerimiz devam edecek… Bir sonraki yazıda buluşmak üzere…


Yüce Zerey

y=f(yuce)

Eylül 2005