28 Şubat 2009 Cumartesi
27 Şubat 2009 Cuma
9 Şubat 2009 Pazartesi
Branding 2.0
zaman:
06:35
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Management, Marka, Marka 2.0, Marka Yonetimi
3 Şubat 2009 Salı
6 Ocak 2009 Salı
Future Brand 2008
zaman:
20:50
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Management, Future Brand, Marka, Marka Yonetimi
21 Aralık 2008 Pazar
Apple Marka Deneyimi
zaman:
07:59
View Comments
Etiketler: Apple, Brand, Case, Marka, Marka Deneyimi, Markalama
13 Haziran 2008 Cuma
Marka Kardeşliği
Aşk Markaları (Love Marks) kavramını hayatımıza sokan Kevin Roberts 'ın da destek olduğu Brand Mates projesi, aynı markalardan hoşlanan insanlar arasında bir etkileşim sağlama kurgusu üzerine oturuyor. Güzel bir fikir, ve geliştirmeye açık bir uygulama. Türkiye'de neden böyle bir proje olmasın? sorusunun cevabını verip aksiyon alabileceklere duyurulur.
zaman:
11:45
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Mates, Community, Kevin Roberts, LoveMarks, Marketing, Social Community
8 Haziran 2008 Pazar
48 Saatte Marka İsmi

Ürün çıkaracaksınız marka ismi ne olacak? Kampanya tasarlıyorsunuz, ismi ne olacak? Kurum içi bir proje yapılacak motive edici bir isim nasıl bulacağım?
Gibi sorulara "name this" sayesinde artık daha hızlı ve daha başarılı cevaplar verebilirsiniz. Name this, İşletme 2.0'ın kitlesel işbirliği modelinin güzel bir uygulaması. Namethis.com sitesi üzerinde sadece 99$ harcıyorsunuz. 48 saat içerisinde istediğiniz ismi tüm dünya, kitlesel işbirliği içinde buluyor. En iyi 3 ismi herkes oyluyor, ve siz de bu üç isim arasından seçim yapıyorsunuz.
5 Haziran 2008 Perşembe
Marka Sırat Köprüsü
zaman:
00:29
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Marketing, Branding, Cehennem, Cennet, Marka, Markalama, Merdiven, Sırat Köprüsü
23 Mart 2008 Pazar
Insomnia ve Cafe Markalama
İrlandalılar kafeleri gerçekten özgün markalar koyuyorlar. Aşağıdaki görsel de Insomnia adındaki bir İrlanda kafesine ait.
Insomnia; istenmesine karşın uyumada güçlük çekme ya da uyuyamama durumu olarak tanımlanıyor.
Müşterilerine kahvenin uyku karşısındaki dayanılmaz gücünü vurgulayan ve bu güce ihtiyacı olanları agresifce davet eden güzel bir markalama örneği.
Ancak, farklı bir açıdan bakacak olursak Insomnia sonuçta bir hastalık, uyuyamama hastalığı dolayısıyla negatif anlamlar çağrıştıran bir terim. İşte sırf bu yüzden insanların aklında yok iken akıllarına kardeşim kahve içme uykusuz kalırsın düşüncesi de getiriyor ve bilinçaltını olumsuz yönde etkiliyor. Marka olarak özgün olmasına rağmen anlam olarak bilinci olumsuz yönlendirme olasılığı yüksek olduğu için tercih edilmemesi daha iyi olabilir.
31 Temmuz 2007 Salı
İşte dünyanın en değerli markası
Interbrand isimli danışmanlık kuruluşu ve Business Week dergisinin ortaklaşa yayımladığı "Dünyanın En İyi Küresel Markaları" isimli raporunda 65 milyon dolar marka değeri biçtiği içecek devi Coca-Cola'yı bir kez daha ilk sıraya yerleştirdi. Ancak ünlü meşrubat firması geçen yıla kıyasla marka değerinde yaklaşık 2 milyar dolarlık bir düşüş yaşadı.
Marka değerinin belirlenmesinde mali performans ve marka kuvveti gibi etkenler önemli rol oynadı. Coca-Cola'nın ardından yazılım şirketi Microsoft 2'nci olurken, bilgisayar üreticisi IBM 3'üncü, enerjiden finansa pek çok farklı alanda faaliyet gösteren General Electric 4'üncü, cep telefonu devi Nokia ise beşinci oldu. İlk dört sırada yer alan markaların değerleri 50 milyar doların üzerinde bulunuyor.
Beşinci sıra ile 10'uncu sıra arasında yer alan markaların değeri ise 33.6 milyar dolar ile 23.5 milyar dolar arasında. İlk 100 sırayı paylaşan şirketlerin toplam marka değeri ise 1.15 trilyon doları buluyor. Listedeki markaların 52'si ise ABD kökenli.
Apple 'yüce efendi'
Büyük bir çıkış yaparak 17.8 milyar dolarla 20'nci sıraya yerleşmeyi başaran internet arama motoru Google, 55'inci olan rakibi Yahoo'ya fark attı. Karşı kampanyalara reklam kısıtlamalarına rağmen efsanevi sigara markası Marlboro'nun 21.2 milyar dolarla 14'üncü sıradaki yerini koruması da büyük bir başarı olarak gösteriliyor. 64'üncü Zara, 44'üncü Nintendo, 88'inci Starbucks ve 33'üncü olan Apple da büyük çıkış yakalayan şirketler arasında sayılıyor. Nintendo'nun başarısında Wii adlı oyun konsolu önemli rol oynarken, iPod adlı müzik çalarıyla tüm dünyada büyük bir satış rakamı yakalayan Apple "Talep yaratmanın yüce efendisi" olarak nitelendirildi.
Marka değeri açısından en fazla düşenler kategorisinde ise 30'unculuktan 41'inci sıraya gerileyen Ford, 52'ncilikten 61'inciliğe düşen GAP, 70'incilikten 82'nciliğe düşen Kodak, 66'ncı sıradan 74'üncü sıraya inen Pizza Hut ve 69'unculuktan 77'nci sıraya gerileyen Motorola bulunuyor.
zaman:
13:00
View Comments
Etiketler: Brand, Interbrand, Marka, Marka Sıralaması, Pazarlama
16 Ocak 2007 Salı
2006'nın en büyük 10 Reklamvereni
Kaynak: "Mediacat"
zaman:
21:16
View Comments
Etiketler: Brand, Interbrand Marka Sıralaması, Marka, Pazarlama, Reklamcılar Derneği IAA Reklamcılar Tahtaya, Reklamveren
25 Kasım 2006 Cumartesi
Nar-ı Aşk : Marka
NAR-I AŞK: MARKA
Çağımız pazarlama iletişimi çalışmalarına damgasını vuran yaklaşımın “Etkili pazarlama iletişimi çabalarının odak noktası tüketicinin zihnidir” olduğu düşünüldüğünde tüketici zihninde konumlanabilmek ve bu konumu koruyarak, sürekli güncel olabilmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Ortalama 5000 kelime algılayabildiğimiz düşünüldüğünde, şehrin dört bir yanına yayılmış gross marketler bünyesinde ortalama olarak 60.000 marka bulunması, firmaları nasıl farklılaşacakları doğrultusunda gerilime sürüklüyor.
İşte değişen iş dünyasının acımasız yönlerinden biri yine karşımızda. 60.000 marka arasından farklılaşıp sıyrılacaksınız ve tüketicinin kafasında bulunan 5.000 sandalyeden birine oturacaksınız. İşiniz bitti mi? Hayır, o sandalyede oturmak da yetmiyor. Sandalyeye yapışacaksınız ki tüketiciler misafirliğe hep size gelecekler, hatta başka misafirlerini de getirecekler. Misafirlik sürecini biraz daha formel olarak inceleyelim.
Bireylerin herhangi bir enformasyonu alabilmesi için bu bilginin öncelikle “seçicilik sürecinden” geçmesi gerekiyor. Seçicilik sürecinin “Seçici Açılma, Seçici Dikkat, Seçici Akılda Tutma” gibi üç aşamadan oluştuğu düşünüldüğünde, insanların istemedikleri enformasyonu kendilerini bu enformasyona açmayarak, o enformasyona dikkat etmeyerek ya da onu akılda tutmayarak başlarından savabildikleri ortaya çıkıyor.
Her üç aşamayı da geçerek belleğe gelebilen bir enformasyon burada da kısa ve uzun dönemli bellek diye adlandırabileceğimiz iki aşamalı bir bellek süzgecinden geçmek zorunda. Kısa dönemli belleğe gelen enformasyonların ?’i hiçbir zaman uzun dönemli belleğe geçemiyor. Uzun dönemli bellekte saklanabilen enformasyon sayısı da son derece kısıtlı oluyor.
İşte tüm bu engelleri aşıp, tüketicinin zihninde kalıcı olup, dinamik bir yaşam döngüsü ortaya koyabilmenin yolu “markalaşmaktan” geçiyor… Uzun lafın kısası tüketicileri evinizde misafir edip, bir daha ki sefere arkadaşları ile beraber tekrar tekrar ağırlamanın yolu, “markalaşmaktan” geçiyor…
Ürünün kimliği, kişiliği ile ilgili değerlerin toplamı; rekabetten ayıran özelliklerinin adı olan markalar, ürün ile tüketicilerin arasında duygusal bir bağ kurarken, tüketicilerin satın
Çok değil, birkaç sene öncesine gidelim… Naftalin kokulu dolaplarda ürünlerimiz vardı. İş dünyasının toplantı salonlarında ürünlerimizi marka haline getirelim içerikli sunumlar yapılıyordu. Bu ürünler dolaplardan çıktılar, birer marka oldular.
Ve Marka devri başladı… Peki ya sonra?... Şu anda hangi devirdeyiz?... Gelecek nasıl şekillenecek?...
Devir aşk markaları devri… Büyüklerimiz: “Tüketiciyle duygusal bağ kuramayan markaların, yolu cenaze levazımatçısından geçer” derler.
Bir marka ortadan kalktığında insanlar başka bir markaya geçerler. Ancak, bir aşk markası ortadan kalktığında ise insanlar onun yokluğunu protesto ederler.
Eskiden sıkça gördüğümüz, ürünün özelliklerini anlatan, kalitenin altını çizen reklamlar, giderek tüketicinin ürüne duyduğu tutkuyu vurgulayan reklamlara yerini bırakıyor.
Aşk markası oluşturabilmek için sadece daha kaliteli ya da estetik bir ürün sunmak yetmiyor. Aşk markalarına duyulan bağlılık, mantıksal nedenlerin ötesinde. Onlar diğerlerinden bir adım önde değil, bir sınıf yukarıda bulunuyorlar. Çünkü onlar mantığa beyine değil, kalbe hitap ediyorlar… Bir kişinin inancı, 99 kişinin ilgisine bedeldir. Aşk insana neler yaptırmaz ki…
Scott Donaton geçen seneki bir yazısında “Neden defalarca yenilse bile tuttuğumuz takımı bırakmayız?” sorusunu sorarak taraftar tutum ve davranışlarını şekillendiren dinamikleri analiz ediyor ve markaların taraftarlık yaklaşımından çıkarabilecekleri çok değerli dersler olduğunu söylüyordu.
Markaların mmüşterileriyle , takım taraftarlığı düzeyinde olmasa bile buna yakın bir bağ kurması da bir kimlik sunma yoluyla mümkün olabilir ve bu yola başvuran markaların sayısı hiç de yabana atılacak düzeyde değildir.
Markalar, tüketiciler ve dinamik iş yapısı (ve hatta aşk) üçgeni üzerine eylemlerimiz devam edecek… Bir sonraki yazıda buluşmak üzere…
Yüce Zerey
Eylül 2005

