28 Şubat 2009 Cumartesi
27 Şubat 2009 Cuma
9 Şubat 2009 Pazartesi
Branding 2.0
zaman:
06:35
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Management, Marka, Marka 2.0, Marka Yonetimi
6 Ocak 2009 Salı
Future Brand 2008
zaman:
20:50
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Management, Future Brand, Marka, Marka Yonetimi
21 Aralık 2008 Pazar
Apple Marka Deneyimi
zaman:
07:59
View Comments
Etiketler: Apple, Brand, Case, Marka, Marka Deneyimi, Markalama
21 Temmuz 2008 Pazartesi
Neden Markaların Online Topluluklarının Çoğu Başarısız Oluyor?
Günümüzün en popüler yatırım konularından biri de markaların müşterilerine kolayca ulaşabildikleri online toplulukları olsa gerek. İşin ilginç tarafı, markalar çok başarılı ve eğlenceli siteler yapmalarına rağmen genellikle istedikleri ziyaretçi sayılarına ulaşamıyorlar.
Markaların oluşturdukları online topluluklarda görülen temel sıkıntı;
Markaların, topluluğa sağlayacağı katma değerden ziyade, topluluktan elde edecekleri katma değere odaklanmalarıdır.
Deloitte danışmanlarından Ed Moran, online topluluğu olan 100'ün üzerinde marka ile bir çalışma yaptı. Çalışma sonuçlarına göre, örneklem kapsamındaki online toplulukların:
%35'i 100 kişiden daha az bir üye sayısına sahip%25'ten daha azı, 1000'in üzerinde üye sayısına sahip
Markaların %60'ı online topluluklara toplam olarak $1 milyon üzerinde bir para harcamışlar.
Markalar Online toplulukları kurgularken seri halde bazı hatalar yapıyorlar. Anlamlı bir online topluluk oluşturabilmek adına markalar, yüksek bütçeli, iyi teknoloji isteyen bir altyapıya sahip olmaları gerektiğini düşünüyorlar.
Halbuki, markaların kaynaklarını teknoloji, yazılım ve altyapıdan ziyade daha çok ihtiyaçların tanımlanmasına, potansiyel topluluklarına ulaşabilmenin yol haritasına ayırmaları gerekiyor.
Markalar online projelerinin başına gerçekten bu konuda deneyimi olan uzman bir pazarlamacı koymak yerine, part time çalışan ve bu konulara görece merakı olan deneyimsiz kişileri koyuyorlar. Araştırmadaki markaların da %30'u projelerinin başına part-time olarak deneyimsiz kişileri getirdiği görülüyor.
Bir diğer sıkıntı da markaların topluluklarının başarısını nasıl ölçeceklerini bilememesi. Marka tarafında online topluluklardan beklenen asıl hedef WOMM etkisinin oluşturulması ve müşteri sadakatının arttırılmasıdır. Ancak markalar online toplulukların performanslarının ölçümlenmesinde genellikle sadece siteye yapılan ziyaret sayısına bakarlar.
Moran'ın araştırma sonucunda konu ile ilgili vurguladığı nokta, markaların neyi ölçmek istedikleri ile ölçtükleri arasında fazla bir bağlantı olmadığı şeklinde. Markalar neyi ölçmek istediklerine doğru bir analiz ile odaklanırlarsa daha başarılı sonuçlar elde edebilirler.
zaman:
01:35
View Comments
Etiketler: Community, Deloitte, Marka, Marka Hataları, Online, Online Communities, Online Topluluk, Topluluk
13 Haziran 2008 Cuma
Markalar FriendFeed'i Nasıl Kullanır?

Türk markaları arasında Sosyal Medya araçlarının kullanımı her geçen gün artıyor. Friendfeed gibi uygulamalar, sosyal medya araçlarının kullanımına anlamlı katma değerler sağlayabilirler.
Friendfeed'i başarılı kılan özelliği, sosyal medya araçlarının çoğunluğundaki anlık aksiyonları kendi bünyesinde gösterebilmesi ve bu aksiyonlar üzerinde kullanıcıların yorum yapılabilmesine ortam sağlamasıdır. Aslında kısaca FriendFeed sosyal medya atraksiyonlarınızı derler, toplar.
Social Media Press Release (SMPR), markaların sosyal medya dünyasında basın bildirilerini yayınladıkları bir platform. SMPR üzerinde muhatap olduğumuz medya, sosyal bir medya olduğu için, burada yayınlanan basın bültenleri de klasik 5N 1K (kim, ne, ne zaman, neden, nasıl, nerede) dinamiklerine göre tasarlanmıyor.
Sosyal Medya mevcut yapısı itibariyle, birbirinden kopuk, farklı katmanlardan oluşan bir medya olduğu için genel olarak tüketici nezdinde bütünsel takibi zor bir medya. Social Media Press Release de bu sıkıntının farkında olduğundan FriendFeed benzeri bir entegrasyon sağlıyor.
Markalar da Sosyal Medya düzleminde yapmış oldukları kampanyaları bütünsel olarak ifade edebilmek için friendfeed (özellikle de room özelliğini) ortamından faydalanabilirler. Böylecek yapmış oldukları farklı uygulamaları tek bir yerden ifade edebilirler ve tüketicilerin geribildirimlerini alabilirler. Ya da SMPR gibi bir Türk Sosyal Medya PR Platformu yapılandırılabilir. Aksiyon alabileceklere duyurulur.
zaman:
12:04
View Comments
Etiketler: Friendfeed, Marka, SMPR, Sosyal Medya, Sosyal Medya İletişimi, Sosyal Medya Strateji
8 Haziran 2008 Pazar
48 Saatte Marka İsmi

Ürün çıkaracaksınız marka ismi ne olacak? Kampanya tasarlıyorsunuz, ismi ne olacak? Kurum içi bir proje yapılacak motive edici bir isim nasıl bulacağım?
Gibi sorulara "name this" sayesinde artık daha hızlı ve daha başarılı cevaplar verebilirsiniz. Name this, İşletme 2.0'ın kitlesel işbirliği modelinin güzel bir uygulaması. Namethis.com sitesi üzerinde sadece 99$ harcıyorsunuz. 48 saat içerisinde istediğiniz ismi tüm dünya, kitlesel işbirliği içinde buluyor. En iyi 3 ismi herkes oyluyor, ve siz de bu üç isim arasından seçim yapıyorsunuz.
5 Haziran 2008 Perşembe
Marka Sırat Köprüsü
zaman:
00:29
View Comments
Etiketler: Brand, Brand Marketing, Branding, Cehennem, Cennet, Marka, Markalama, Merdiven, Sırat Köprüsü
23 Mart 2008 Pazar
Insomnia ve Cafe Markalama
İrlandalılar kafeleri gerçekten özgün markalar koyuyorlar. Aşağıdaki görsel de Insomnia adındaki bir İrlanda kafesine ait.
Insomnia; istenmesine karşın uyumada güçlük çekme ya da uyuyamama durumu olarak tanımlanıyor.
Müşterilerine kahvenin uyku karşısındaki dayanılmaz gücünü vurgulayan ve bu güce ihtiyacı olanları agresifce davet eden güzel bir markalama örneği.
Ancak, farklı bir açıdan bakacak olursak Insomnia sonuçta bir hastalık, uyuyamama hastalığı dolayısıyla negatif anlamlar çağrıştıran bir terim. İşte sırf bu yüzden insanların aklında yok iken akıllarına kardeşim kahve içme uykusuz kalırsın düşüncesi de getiriyor ve bilinçaltını olumsuz yönde etkiliyor. Marka olarak özgün olmasına rağmen anlam olarak bilinci olumsuz yönlendirme olasılığı yüksek olduğu için tercih edilmemesi daha iyi olabilir.
3 Aralık 2007 Pazartesi
Marka Alemlerinde İsim Babalığı

İsim çok şey anlatıyor, farklı ülkeler ve farklı diller, kültü zenginlik anlamına geliyor. Yerel markalarda isim konusunda çok fazla sorun yaşanmazken, dünya markası olmayı hedefleyen markaların isim seçerken oldukça dikkatli olmaları gerekiyor. Prof. Selime Sezgin, Türkiye'de marka islerinin kültürle bağlantılı olduğunu, ancak pazarda daha tarafsız isimlerle bulunmak gerektiğini belirtiyor ve "Bu nedenle, Japonlar kendi dillerinde zor söylenen isimleri değiştirip Panasonic ve Fuji gibi isimler seçtiler" diye konuşuyor.
Steve Rivkin de marka isimlerinin bir ürün ya da hizmetten çok daha fazlasını sembolize ettiğine dikkat çekiyor. "Uzaktaki bir turist için tanıdık bir marka ona evini hatırlatabilir, yabancı bir tüketici için statü ya da prestiji çağrıştırabilir. Yabancı bir işadamı için kar, yabancı bir çalışan için ise bir işi temsil edebilir. ABD'nin ya da diğer büyük Batı ülkelerinin jeopolitik düşmanları ya da entelektüel aydınları için bu isimler küreselleşme ya da emperyalizm örneği oluşturabilir" diyor.
Marka isimleri konusundaki iki farklı görüşe dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi marka isminin en önemli unsur olduğunu, ürünün markalaşma sürecinde belirleyici bir rolü olduğunu savunuyor. Diğer görüş ise Coca-Cola, Pepsi, Google, Starbucks ve Yahoo gibi büyük markaların isimlerinin, markanın karakteri hakkında hiçbir ipucu vermediğini, tüm anlamı marka kişiliğinin yarattığını iddia ediyor.
Sık kullanılan harfler farklı diller ve kültürler marka ve şirket isimlerinin ilk harfleri üzerinde de etkili oluyor. Steve Rivkin ABD'deki şirket ve marka isimleri üzerine yaptığı bir araştırmada son derece ilginç sonuçlara ulaşmış. Bu araştırmaya göre, ABD'de marka isimlerinin çoğu C ve S harfleriyle başlıyor. Şirket isimlerinde ise C ve S harflerinin yanında A da tercih ediliyor.
Türkiye'de ise marka isimlerinin çoğu S-Ş, T ve A harfleriyle başlarken, şirketler isimlerinin ilk harfleri olarak A ve B'yi tercih ediyor. Elbette burada en önemli etkenler dildeki kelimelerin kullanım sıklığı, bu kelimelerin kolay telaffuz edilebilir ve akılda kalıcı olmaları. ABD'de marka isimlerinde I, W, J, Z, Q, U, X ve Y, şirket isimlerinde de yine Q, X, Y ve Z en az tercih edilen harfler. Türkiye'de marka isimlerinde J, U-Ü ve Z, şirket isimlerinde de F, L, R, V ve Z çok rağbet görmüyor.
Türkçe'deki Ç, Ü, Ğ gibi harflerin pek çok dilde yer almadığı, "O dilde fonetik olarak hangi harf kelime başında en fazla kullanılıyorsa marka ve şirket isimlerinde de o kadar çok tercih ediliyor", Türkçe'de olmayan X, W, Q harfleri ile başlayan yabancı marka isimlerinin zor hatırlandığını belirtiliyor.
İsim seçerken dikkat! Batı dillerinden farklı bir yapıya sahip olması nedeniyle Türkçe marka ve şirket ismi seçerken daha dikkatli olmayı zorunlu kılıyor. Özellikle dünyada marka olmak isteyen şirketlerin markalarını isimlendirirken her durumda hecelenmesi, telaffuz edilmesi ve yazılması kolay isimleri seçmeleri gerekiyor.
"İçinde Ç, Ö, İ, Ş, Ü, G, H, V ve C harf isimlerin yazılması ve okunmasın da sorun çıkacaktır. Ayrıca marka isminin kısa olması da hatırlanabildiği açısından önemli bir avantaj sağlar" Marka isminin markanın sağlayacağı yararı tanımlaması gerekir. "Marka ismi başka bir konsept ya da kelime gibi görünerek bir çağrışım yapmalıdır." Nissan'ın Pathfinder (Yolunu Bulan) marka arazi aracının marka isminin o aracın zor yollarda bile işini yaptığının, yolunu bulduğunu çağrıştırıyor.
Ayrıca özgün ve ayrım yaratabilen isimlerin seçilmesi de markaya katma değer sağlayabiliyor. Tek, bunun bir isim uydurarak sağlanabileceğini, Exxon ya da Apple gibi, ürünle hiç ilgisi olmayan bir marka ismi de bulunabilir. Böyle orijinal markanın isimlerinin markanın bir benzerinin bulunmadığı verdiğini belirtiyor.
Tüketici Markanın Çıktığı Ülkeyi Bilmiyor
STEVE RIVKIN / RIVKIN&ASSOCIATES
Tüketiciler genellikle ürünlerin ulusal kökenlerini karıştırıyorlar, Wirthlin Worldwide 2003'ün nisan ayı başında bin Amerikah'dan marka isimlerini ait oldukları ülkelerle eşleştirmesini istedi. Katılımcıların yaklaşık yüzde 80'i Perrier'in, yüzde 62'si de Christian Dior'un Fransız olduğunu biliyordu. Yaklaşık yüzde 87'si Volkswagen'in, yüzde 76'sı da Mercedes Benz'in Alman olduğunu bildi.
Bunlar önemli tanınırlık oranları, Ama sadece yüzde 49'u Moosehead marka biranın, yüzde 25'i de Molson'un Kanadalı olduğunu düşünüyordu. Bira üreticisi Labatt'in Kanadalı olduğunu sadece yüzde 24'ü bildi. Yüzde 37'si Fransız olduğunu zannediyordu, Bombardier'in Kanadalı olduğunu yüzde 12'si bildi, Yüzde 15'i ABD, yüzde 14'ü de Fransız markası olduğunu düşünüyordu.
Küreselleşme, içinde karmaşık konular barındırıyor, Taraftarları ve karşıtları ateşli tartışmalara giriyor ve bazen otomobillere ve mağazalara zarar veriyor, Yine de insanlar kendi ülkeleri dışında üretilen, özellikle yabancı ülkelerden olan ürünleri almak istediklerinde onları tanımlayacak marka isimleri ve logolar olmasını, ayrıca onlara ulaşabilmek için iyi bir iletişim ve ulaşım sistemi olmasını istiyorlar. Küreselleşme karşıtları, bazı açılardan, pazarlamacıların da kendileriyle aynı safta olduğunu öğrenince şaşırabilirler.
| TÜRKİYEDE MARKALAR | ||
| MARKA İSİMLERİ | ŞİRKET İSİMLERİ | |
| 1 | S-Ş,T | A |
| 2 | A,B | B |
| 3 | C-Ç | S-Ş |
| 4 | M | K |
| 5 | P | D |
| 6 | D,K | E |
| 7 | E | M,O-Ö |
| 8 | H,O-Ö | T,P |
| 9 | F | C-Ç,G |
| 10 | G,V | I-İ |
| 11 | L | H |
| 12 | R | Y,N,U-Ü |
| 13 | N,U-Ü,Z | F |
| 14 | J | L,R,V,Z |
Harflerin Kullanım Analizi
EN AZ X VE Y KULLANILIYOR. Her ne kadar sözlükte en çok S harfiyle başlayan kelime olsa da marka ve şirket isimlerinde S ikinci sırada yer alıyor, L ile başlayan kelimeler, marka ve şirket isimleri her üç kategoride de sekizinci sırada yer ahyor.X ve Y ile başlayanlar da üç kategorinin sonuncusu. P ile başlayan kelimeler sözlük sıralamasında ikinci olmasına rağmen şirket isimlerinde beş, marka isimlerinde ise altıncı sırada.
C VE A EN POPÜLER HARFLER. C harfi şirket ve marka isimlerinde ilk sırada yer alıyor, A harfi şirket isimlerinde ilk sırada ancak marka isimlerinde dördüncü, sözlükte ise altıncı sırada. Eğer bu verilerden bir ders çıkarılabilirse şöyle denebilir; ters düşünen insanlar marka isimlerinin ilk harfi olarak J, K, X, Y ve Z'yi seçebilin
A HARFİNİN HAVASI FARKLI. Tarih boyunca alfabenin ilk harfi A olmuştur, Muhtemelen de bu nedenle en yüksek notu ya da değeri temsil eder. İngilizce'de A harfi çok ender arka arkaya gelir ve bu da sadece başka dilden gelen kelimelerde olur, A harfi marka ismine yabancı, egzotik, romantik ve feminen bir hava verir.
O EN ROMANTİK HARF. O harfi genellikle İtalyanca ve İspanyolca gibi romantik dillerden olan kelimelerin (amigo, bambino) sonuna eklenir. Kökü Latin ve Yunan dillerine dayanır, Sadece kelimelerde değil kültürel sembollerde de kendisini gösterir, Ayrıca konçerto ya da allegro gibi müzik terimlerinin de sonunda yer alır. Şaşırma ya da rahatlama, mutlu olma tepkilerinde de kullanılır (Ooooool, Oh!) O harfi 19'uncu yüzyıldan bu yana marka isimlerinde çok popüler, Hatta bazen aynı marka isminde birden fazla yer alabiliyor (Bronco, Omo, Polo, Volvo, Yo-Yo),
X'İN GÖRÜNÜRLÜĞÜ FAZLA. Kullanım sıklığı anlamında değil de görünürlük anlamında O harfini X harfi izler, İngilizcideki "ex-" kalıbı yerine kullanılır. Genellikle Yunanca kökenli kelimelerin başında, Latince kelimelerin ise sonunda yer alır, bilinmeyen bir değeri temsil eder, Yanlış verilmiş bir cevabı belirtir, Çarpma işleminin işaretidir, Genetik biliminde X kromozomları erkeği temsil eder, Roma rakamlarında 10 yerine kullanılır, Pazarlamadaki en önemli kullanımı ise televizyon reklamlarında belirli bir markanın X markası ile karşılaştırılması sırasında olur.
Capital, Temmnuz 2004
Yüce Zerey | y=f(yuce)
zaman:
09:55
View Comments
Etiketler: Brand Marketing, Branding, Marka, Markalama, Pazarlama
31 Temmuz 2007 Salı
İşte dünyanın en değerli markası
Interbrand isimli danışmanlık kuruluşu ve Business Week dergisinin ortaklaşa yayımladığı "Dünyanın En İyi Küresel Markaları" isimli raporunda 65 milyon dolar marka değeri biçtiği içecek devi Coca-Cola'yı bir kez daha ilk sıraya yerleştirdi. Ancak ünlü meşrubat firması geçen yıla kıyasla marka değerinde yaklaşık 2 milyar dolarlık bir düşüş yaşadı.
Marka değerinin belirlenmesinde mali performans ve marka kuvveti gibi etkenler önemli rol oynadı. Coca-Cola'nın ardından yazılım şirketi Microsoft 2'nci olurken, bilgisayar üreticisi IBM 3'üncü, enerjiden finansa pek çok farklı alanda faaliyet gösteren General Electric 4'üncü, cep telefonu devi Nokia ise beşinci oldu. İlk dört sırada yer alan markaların değerleri 50 milyar doların üzerinde bulunuyor.
Beşinci sıra ile 10'uncu sıra arasında yer alan markaların değeri ise 33.6 milyar dolar ile 23.5 milyar dolar arasında. İlk 100 sırayı paylaşan şirketlerin toplam marka değeri ise 1.15 trilyon doları buluyor. Listedeki markaların 52'si ise ABD kökenli.
Apple 'yüce efendi'
Büyük bir çıkış yaparak 17.8 milyar dolarla 20'nci sıraya yerleşmeyi başaran internet arama motoru Google, 55'inci olan rakibi Yahoo'ya fark attı. Karşı kampanyalara reklam kısıtlamalarına rağmen efsanevi sigara markası Marlboro'nun 21.2 milyar dolarla 14'üncü sıradaki yerini koruması da büyük bir başarı olarak gösteriliyor. 64'üncü Zara, 44'üncü Nintendo, 88'inci Starbucks ve 33'üncü olan Apple da büyük çıkış yakalayan şirketler arasında sayılıyor. Nintendo'nun başarısında Wii adlı oyun konsolu önemli rol oynarken, iPod adlı müzik çalarıyla tüm dünyada büyük bir satış rakamı yakalayan Apple "Talep yaratmanın yüce efendisi" olarak nitelendirildi.
Marka değeri açısından en fazla düşenler kategorisinde ise 30'unculuktan 41'inci sıraya gerileyen Ford, 52'ncilikten 61'inciliğe düşen GAP, 70'incilikten 82'nciliğe düşen Kodak, 66'ncı sıradan 74'üncü sıraya inen Pizza Hut ve 69'unculuktan 77'nci sıraya gerileyen Motorola bulunuyor.
zaman:
13:00
View Comments
Etiketler: Brand, Interbrand, Marka, Marka Sıralaması, Pazarlama
7 Şubat 2007 Çarşamba
Marka Heybeleri ve Modern Marka Yapısını Anlamak
Kültür, gelenekleri, görenekleri, inançları, sanatı, yaşam tarzına ilişkin alışkanlıkları, aileyi, işi, ekonomik alışverişi, bilgiyi ve diğer birçok şeyi içeren geniş bir alandır ve çok fazla çeşitlilik içerir.
Marka tanımını kültürel fikir olarak ele aldığımızda, tanımın kültürel bileşeni markanın paylaşılması, toplumun içine salınmasını, kısaca sahaya inmesini ifade eder.
Tanımın fikir bileşeni ise markanın özgünlüğünü, bireyselliğini ön plana çıkarır.
Günümüz iş yapısında marka, toplumun önünde giden, farklı özgün belki yer yer arıza bir yana sahipken, aynı zamanda da bir o kadar toplumun içinde, Hacı Mehmet Emmi ile bir sabahçı kahvesinde çay içebilmektedir. (veya Cihangir'de Berkcan Bey ile Roden'in eserlerindeki Quantum yaklaşımını tartışabilir) Kültürel fikirler nasıl çeşitlilik gösteriyorsa marka içeriği türlerinin de çeşitlilik göstermesi normaldir.
Başarılı markalar, kendilerine hitap eden, iş alanlarında kullanabilecekleri, hedef kitleri ve ürün/hizmetleri ile örtüşen bir takım kültürel fikirleri içermelidir. İşte bu her bir kültürel fikir, ayrı birer marka heybesidir. Markalar da bu kültürel fikirleri içeren marka heybelerinin bileşiminden oluşur. Markaların yapılandırma aşamalarında marka heybeleri üzerinde stratejik olarak düşünülmesi ve marka heybelerini dolduracak fikirlerin bu stratejiler kapsamında ele alınması gerekmektedir. Fikirlerin marka heybelerine doldurma sürecinde Heybe Felsefesi'nin en önemli aracı olan Heybe Bilgi Çevrimi'nden (Bilgiyi süz, anla, anlamlandır...) faydalanmak gerekir. Aksi takdirde marka heybelerini toplum algıladığı gibi yönlendirir, ve markanın yönetimi sizin elinizden çıkıp tamamen halkın algı inisiyatifine kalabilir.
Markanın yeni tanımını ve marka heybeleri kavramını daha iyi anlayabilmek için birkaç somut örnek üzerinden gidelim.
Birinci örneğimizde Starbucks'ın hem dünya da hem de Türkiye'deki marka heybelerini ve bu heybelere ait algıları, fikirleri bulabilirsiniz.

İkinci örneğimizde de dünyanın yükselen starı iPOD'un hem dünya da hem de Türkiye'deki marka heybelerine ve bu heybelere ait algıları, fikirleri bulabilirsiniz.
İlerleyen yazılarda örnekleri çoğaltıltıp, özellikle Türkiye'den örneklere eğilmeyi düşünüyorum.Sevgiler
Yüce Zerey | y = f(yuce)
zaman:
08:09
View Comments
Etiketler: Brand Marketing, Branding, Heybe Felsefesi, Marka, Markalama, Pazarlama
16 Ocak 2007 Salı
2006'nın en büyük 10 Reklamvereni
Kaynak: "Mediacat"
zaman:
21:16
View Comments
Etiketler: Brand, Interbrand Marka Sıralaması, Marka, Pazarlama, Reklamcılar Derneği IAA Reklamcılar Tahtaya, Reklamveren
25 Kasım 2006 Cumartesi
Nar-ı Aşk : Marka
NAR-I AŞK: MARKA
Çağımız pazarlama iletişimi çalışmalarına damgasını vuran yaklaşımın “Etkili pazarlama iletişimi çabalarının odak noktası tüketicinin zihnidir” olduğu düşünüldüğünde tüketici zihninde konumlanabilmek ve bu konumu koruyarak, sürekli güncel olabilmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Ortalama 5000 kelime algılayabildiğimiz düşünüldüğünde, şehrin dört bir yanına yayılmış gross marketler bünyesinde ortalama olarak 60.000 marka bulunması, firmaları nasıl farklılaşacakları doğrultusunda gerilime sürüklüyor.
İşte değişen iş dünyasının acımasız yönlerinden biri yine karşımızda. 60.000 marka arasından farklılaşıp sıyrılacaksınız ve tüketicinin kafasında bulunan 5.000 sandalyeden birine oturacaksınız. İşiniz bitti mi? Hayır, o sandalyede oturmak da yetmiyor. Sandalyeye yapışacaksınız ki tüketiciler misafirliğe hep size gelecekler, hatta başka misafirlerini de getirecekler. Misafirlik sürecini biraz daha formel olarak inceleyelim.
Bireylerin herhangi bir enformasyonu alabilmesi için bu bilginin öncelikle “seçicilik sürecinden” geçmesi gerekiyor. Seçicilik sürecinin “Seçici Açılma, Seçici Dikkat, Seçici Akılda Tutma” gibi üç aşamadan oluştuğu düşünüldüğünde, insanların istemedikleri enformasyonu kendilerini bu enformasyona açmayarak, o enformasyona dikkat etmeyerek ya da onu akılda tutmayarak başlarından savabildikleri ortaya çıkıyor.
Her üç aşamayı da geçerek belleğe gelebilen bir enformasyon burada da kısa ve uzun dönemli bellek diye adlandırabileceğimiz iki aşamalı bir bellek süzgecinden geçmek zorunda. Kısa dönemli belleğe gelen enformasyonların ?’i hiçbir zaman uzun dönemli belleğe geçemiyor. Uzun dönemli bellekte saklanabilen enformasyon sayısı da son derece kısıtlı oluyor.
İşte tüm bu engelleri aşıp, tüketicinin zihninde kalıcı olup, dinamik bir yaşam döngüsü ortaya koyabilmenin yolu “markalaşmaktan” geçiyor… Uzun lafın kısası tüketicileri evinizde misafir edip, bir daha ki sefere arkadaşları ile beraber tekrar tekrar ağırlamanın yolu, “markalaşmaktan” geçiyor…
Ürünün kimliği, kişiliği ile ilgili değerlerin toplamı; rekabetten ayıran özelliklerinin adı olan markalar, ürün ile tüketicilerin arasında duygusal bir bağ kurarken, tüketicilerin satın
Çok değil, birkaç sene öncesine gidelim… Naftalin kokulu dolaplarda ürünlerimiz vardı. İş dünyasının toplantı salonlarında ürünlerimizi marka haline getirelim içerikli sunumlar yapılıyordu. Bu ürünler dolaplardan çıktılar, birer marka oldular.
Ve Marka devri başladı… Peki ya sonra?... Şu anda hangi devirdeyiz?... Gelecek nasıl şekillenecek?...
Devir aşk markaları devri… Büyüklerimiz: “Tüketiciyle duygusal bağ kuramayan markaların, yolu cenaze levazımatçısından geçer” derler.
Bir marka ortadan kalktığında insanlar başka bir markaya geçerler. Ancak, bir aşk markası ortadan kalktığında ise insanlar onun yokluğunu protesto ederler.
Eskiden sıkça gördüğümüz, ürünün özelliklerini anlatan, kalitenin altını çizen reklamlar, giderek tüketicinin ürüne duyduğu tutkuyu vurgulayan reklamlara yerini bırakıyor.
Aşk markası oluşturabilmek için sadece daha kaliteli ya da estetik bir ürün sunmak yetmiyor. Aşk markalarına duyulan bağlılık, mantıksal nedenlerin ötesinde. Onlar diğerlerinden bir adım önde değil, bir sınıf yukarıda bulunuyorlar. Çünkü onlar mantığa beyine değil, kalbe hitap ediyorlar… Bir kişinin inancı, 99 kişinin ilgisine bedeldir. Aşk insana neler yaptırmaz ki…
Scott Donaton geçen seneki bir yazısında “Neden defalarca yenilse bile tuttuğumuz takımı bırakmayız?” sorusunu sorarak taraftar tutum ve davranışlarını şekillendiren dinamikleri analiz ediyor ve markaların taraftarlık yaklaşımından çıkarabilecekleri çok değerli dersler olduğunu söylüyordu.
Markaların mmüşterileriyle , takım taraftarlığı düzeyinde olmasa bile buna yakın bir bağ kurması da bir kimlik sunma yoluyla mümkün olabilir ve bu yola başvuran markaların sayısı hiç de yabana atılacak düzeyde değildir.
Markalar, tüketiciler ve dinamik iş yapısı (ve hatta aşk) üçgeni üzerine eylemlerimiz devam edecek… Bir sonraki yazıda buluşmak üzere…
Yüce Zerey
Eylül 2005


