Strateji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Strateji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2008 Perşembe

Sözde ve Özde Strateji

Açık olarak her yerde ifade edilmese de strateji konusuna iş dünyasında sözde çok önem veririz. Ancak özde strateji için harcanacak, zamanın, emeğin, bütçenin beyhude olduğunu düşünürüz ve öyle davranırız. Özde stratejinin önemini hissetmemenin daha çok toplumsal bir olgu olduğunu ve ciddi manada sosyolojik açıklamaları olduğunu düşünüyorum. (detayı bu yazının konusu değil)


İş stratejilerine genel olarak baktığımızda günümüz iş dünyasındaki pazarların değişim dinamiklerini iyi okuyamadıklarını görüyoruz.

Genellikle büyük fırsatlar kaçabiliyor. Stratejiler rekabetten ziyade uzlaşmaya odaklanmış durumda. Dolayısıyla kurumları ileri sıçratmaktan ziyade yerinde saymalarına neden oluyorlar.

Stratejiyi özde de sözde olduğu gibi benimsemeli, iş stratejileri genelinde, pazarlama stratejileri özelinde daha akıllı, yaratıcı ve katma değerli stratejiler üretmek gerekiyor.

Daha Akıllı Strateji

Yönlendirir: Pazar fırsatlarından, rekabet zorluklarından ve müşteri gereksinimlerinden yararlanarak iş önceliklerini dışarıdan içeriye doğru tanımlar.

Odaklanır: Diğer şeylerin çok azını daha iyi yaparak, en iyi değeri yaratan pazarlara, ürünlere ve müşterilere odaklanır.
Farklılaşan: Güçlü ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlamak, işin merkezinde yer alır.

Daha Yaratıcı Strateji Yönlendirir: Pazarları kendi vizyonuyla tanımlar, geleneklere meydan okur ve onları kendi avantajı doğrultusunda biçimlendirir.

İleri görüşlü: Yapabileceğinden çok, yapabileceğiniz şeylere dayanarak, geleceğin pazarlarını yaratıcı biçimde tanımlar

Yenilikçi: Yeniliğin hem bugün hem de yarın için itici güç oluşturmasını sağlayarak, talep ve karlı büyümeyi yönlendirir. (Kaynak: Marketing Genius, Peter Fisk)

  • Strateji yönle ilgilidir. Vizyon ve hedefleri netleştirmek, kurumsal amacın, pazarlama hedeflerinin netliğini sağlamak demektir.
  • Strateji şeçimlerle ilgilidir. Nerede ve nasıl rekabet edileceğine karar vermek, hangi pazar ve müşterilere, hangi marka ve ürünlere odaklanılacağına ilişkin öncelikleri belirlemek demektir.
  • Strateji farklılaşmayla ilgilidir. Rekabet avantajında sürdürülebilir bir kaynak bulmak ve bunun nasıl ilgi çekici ve kazançlı biçimde sunulabileceğini belirlemek demektir.
Stratejileri sözünden özüne geçirebilen, katma değerli stratejiler üreten firmalar ve bu vizyondaki pazarlamacılar doğru denizlere yelken açanlardan olacaklardır.

20 Şubat 2008 Çarşamba

Tez Elden Web 2.0 Stratejileri

Web 2.0 Dünyasında Başarıyı Yakalamak İçin 10 Kural

1) Topluluk Oluşturula!

Site ziyaretcilerine üyelik imkanları sunulmalı. Üyelik imkanları kapsamında, geniş profil uygulamaları, arkadaş bulma / ekleme / davet etme, grup oluşturma, paylaşma vs uygulamaları mutlaka bulunmalıdır.


Üyeleri, kurmuş olduğunuz yapı ve yönlendirmeler ile etkileyin. Etkileşim içerisinde yapmış olduğunuz işlemlere, tasarıma, yapılandırmalara onları da dahil edin.

Üyelerinizin, sosyalleşme, ego, kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarını karşılayın.

2) Basit Öneriler ve Ortam Sunula!

Site mümkün olduğunca basit bir mantaliteye, arayüze ve işlevselliğe sahip olmalı. Öyle ki, nasıl bir siteye sahip olduğunuzu telefonda hiç ziyaret etmemiş birine tarif edebilin.


Kullanıcıların hayatlarında gerçekten farklılık oluşturabilecek faydalar önerin. Kullanıcılar nezdinde sürekli katılımcılığı teşvik edin. Genel olarak siz pasif olun, kullanıcılar ise aktif olsunlar.


3) Virütik Büyüne!

Ağızdan Ağıza (WOMM kullanarak) pazarlama yönteminden faydalanarak, site hakkında teşvik edici söylemlerin yayılmasını tetikleyin ve süreci izleyin. Mümkünse bu yöntemle ne kadar ziyaretçi geliyorsa ölçekleyin.

Tüm stratejilerinizi paylaşım üzerine kurun. Siz paylaşım odaklı olun. Üyelerinizi de paylaşım odaklı olmaya teşvik edin, bunun için gerekli altyapıyı sağlayın.

Kullanıcıların arkadaşlarını daveti konusunda mümkün olduğunca teşvik edici bir alt yapı kurun.

Arkadaşlarını davet etmeleri için onları teşvik edin.

Doğal network etkisinden faydalanın! Unutmayınız ki, genel olarak tüm araştırmalar kullanıcılar nezdinde daha çok arkadaş sahibi olmanın daha fazla prestij getirdiğini ifade ediyor.

4) AR-GE Süreci Hiç Bitmeye!

Site bünyesinde kullanıcılarınızı da ortak edip yeni özellikleri denemekten çekinmeyin.

Kullanıcılarınız ile açık bir diyalog ortamı geliştirin, kararlarınıza, tartışmalarınıza onları da dahil edin.

Gelişimin bir süreç olduğunu ve statik bir durum olmadığını, sitenin de sürekli geliştirilmesi gerektiğini unutmayın.

5) Reklamcılar için Uygun Bir Platform Oluna!


Reklamcılarla, hedeflerindeki doğru tüketicileri buluşturabileceğiniz bir platform oluşturun.

Reklamcılar ile hedeflerindeki tüketiciler arasında etkileşim fırsatları ve alanları oluşturun.

6) Dışarıyı İçeri Alına, İçeri Dışarı Çıkarıla!

Bünyenizde olmayan içerik, görsel, uygulama, mash-up vs leri içeriye alabilmek için yapılar oluşturun. Widgetlardan, RSSlerden, APIlerden faydalanın.



Aynı şekilde siz de, üretmiş olduğunuz (veya kullanıcıların üretmiş olduğu) içerik ve uygulamaların site dışına çıkabilmesine imkan oluşturun. RSSlerle, widgetlarla ve açık APIler ile kendinizi dışarıya açın. İçeriğinizi ücretsiz paylaşın, böylelikle pazarlama faaliyetlerinizi kullanıcılarınıza bırakın.

7) Odaklanıla!


Hedef kitlenizi belirleyip, bir kitle veya kategoriye odaklanırsanız daha başarılı olursunuz.

Lokasyon Bazlı Odaklanma

xianei.com = Çin Odaklı Bir Site

İlgi Bazlı Odaklanma
myspace.com = Müzik Odaklı Bir Site

Kimlik Bazlı Odaklanma

ivillage.com = Bayanları Odak Olarak Almış Bir Site

Koşul Bazlı Odaklanma

theknot.com = Evlilik Odaklı Bir Site

8) Karlı oluna!



Sunucu maliyetleri, alan maliyetleri, trafik maliyetleri, ödeme maliyetleri, içerik oluşturma maliyetleri, uygulama geliştirme maliyetleri gibi site bünyesindeki yapmış olduğunuz tüm aktivitelerin maliyetlerini ölçeklendirin.

Ziyaret başına düşen toplam gelirinizi hesaplayın ve sürekli karlılığınızı denetleyin.

9) Zengin İçerik Sunula!

Görece uzmanlık içeren, profesyonel, daha çok kullanıcıların geliştirdiği bir içerik yapısı oluşturun. Fazla profesyonel ve ciddi bir hava vermeyin. Ama içeriklerde, seviyeyi de düşürmeyin.


Takip edenler tarafından kolay anlaşılabilir, basit, hayata geçirilebilir, ve onlardan birilerinin oluştuğu içerikler sunun. Takip edenlere de katılım imkanları verin.
İçeriklerin sunumunda yazının ötesinde, webcast, podcast gibi araçlardan da faydalanın, sunum yelpazenizi geniş tutun.

10) Birşeyler Satıla!

100% Reklam Geliri = Bütün Yumurtaları aynı sepete koymak

Yukarıdaki denklemi unutmayın ve satacak birşeyler bulun!



Sanal Alem: Facebook Hediyeleri; Second Life Adası; Ad-Free Üyelikler
Gerçek Alem: DeviantArt Baskılı Materyalleri; Merchandise Ürünleri

Yüce Zerey | y=f(yuce)

www.yucezerey.com

25 Kasım 2006 Cumartesi

Değişim ve Hamit Efendi


DEĞİŞİM ve Hamit Efendi

İçinde bulunduğumuz bilgi çağının katma değerlerinin yanında insanları ağır bir cendereye sürüklediği de aşikar...

Dünyanın her tarafında çalışanlar ilerme çarkına sağlam kayışlarla bağlanmış durumda ve sürekli olarak ezberledikleri parolayı tekrar edip duruyorlar: “Daha hızlı, daha iyi, daha ucuz.” Böyle bir durumda dünya çapında bütün zamanların en çok satan iş kitabının “Dilbert’in Yönetim İlkeleri” olmasına şaşırmamak gerekiyor belki de… Mizah kaygının üzerini örtüyor ve umursamazlığın ifade biçimi haline geliyor..,


Elimizde kalanlar ise sadece; beyaz yakalılar fabrikası, şirket politikaları ile dolu köstekler, sonu gelmez toplantılar, yeniden düzenlemeler ve makinelerden farklı kalmamış çalışma arkadaşları… Evet bilgi çağının sırtımızdaki maddi yükü hafifletmesiyle belimiz doğrulmasına doğruldu; ama artık uyuşuk bir beynimiz ve işten başka heryerde olan bir gönül dünyamız var.

Eğer 30 yaşını geçmiş bir Türk Vatandaşı iseniz, çoluk çocuk herkesi adıyla tanıyan ve her ihtiyaçlarınız için koşturan can dostu komşularla dolu bir sokakta yer alan Bakkal Hamit Efendileri, Kasap Nedim Efendileri, Manav Mehmet Efendilleri kolaylıkla hatırlarsınız. Şimdi bunların hepsi mazide kaldı, yerlerini ardarda sıralanmış alışveriş merkezleri aldı. Artık tüketiciler büyük alışveriş merkezlerinin, süpermarketlerin ruhsuz kanyonlarını dolaşmaktan keyif alıyor.. Bakkal Hamit Efendi’nin bisküvi kutularından bir miktar pötibör alıp, sobanın üzerinde demlenmiş çay eşliğinde bardağa batırarak yemenin keyfi ve devri bitti..

Çağın vizörünü iş dünyasının arz yanına çevirdiğimizde büyük ve köklü şirketlerin sahneden çekilirken, yeni şirketlerin boy göstermeye başladığına tanık oluyoruz.

ABD’de bir yılda satılan cep telefonu sayısı 1994’te 26 milyon iken, büyük bir patlama ile 1999’da yaklaşık 500 milyona ulaştı.

1997’ye kadar cep telefonu sektöründe dünya lideri konumunda olan Motorola, dijital telsiz teknolojisine geçişte sadece bir ya da iki yıllık bir gecikme yaşıyor ve adı sanı hiç duyulmamış Kuzey Kutup Dairesi’nin kenarı gibi ücra bir köşeye tünemiş bir şirket olan Nokia, bu kısa zaman diliminde dünya çapında yeni bir numara haline geliyordu. Daha on yıl önce kar lastikleri ve lastik çizmeler üretirken, bir anda Avrupa’nın en hızlı gelişen ileri teknoloji şirketleri arasına giriyordu.

Değişen düzende fırsatlar ışık hızıyla yanıp sönüyor… Bir göz kırpma sürecinde fırsatı kaçıranların, milyar dolarlık bir kazanç kapısından yoksun kalabiliceklerini bilmeleri gerekiyor.

Artık ister yeni ekonomi, ister dijital ekonomi, isterse sanayi sonrası ekonomi, ne derseniz deyin tüm bunları aşan bir düzen var ortada…

Yeni düzende cephe hatları bölgeler ve ülkeler arasından geçmiyor. Japonya, ABD; Avrupa birliği ve gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya geldiği kapışmalar yok artık.. Teknoloji, Amerika, Avrupa ve Asya'daki 400 şirketi devasa bir zincirle birbirine bağlamış durumda.

“Hayal edebilecek ile başarılabilecekler arasındaki uçurum şimdi her zamankinden daha küçük”

Günümüzde saygın markaları olan yüzyıllık şirketler daha dünkü çocuk sayılacak internet gözdeleri kadar saldırıya açık durumda… Royal Dutch / Shell dünyanın önde gelen petrol şirketlerinden biri ve tarihi en az sektörünki kadar eski. Ne var ki bir gün uykudan gözünü açtığında, Tesco diye bir süpermarket zincirinin Britanya’da yani kendi iç pazarlarının birinde en büyük perakende benzin satıcısı haline geldiğini görüyor.

İsviçre’nin Vevey şehrinde dünyanın en yüksek ciroya sahip kahvesini Nescafe’yi çıkaran Nestle’nin şirketinin genel merkezinde marka müdürleri oturmuş Starbucks’ın ortalama müşterisinin ayda 18 defa uğramasının kafein ile bir ilgisi olup olmadığını tartışıyor.. Bu esnada ise, Starbucks almış başını gidiyor.

Internet müzayede firması eBay ABD’deki üçüncü büyük müzayede salonu olan Butterfield& Butterfield’ı bünyesine katması da bir diğer gelişme olarak tarihin karelerinde yerini almıştır.

Eğer Wal-Mart bir ülke olsaydı, bugün Çin'in 8. büyük ticaret ortağı olacaktı ve bu açıdan Rusya, Avustralya ve Kanada'yı geçecekti.

UPS gemileri günde 13.5 milyon paket taşıyor; yani şu an dünyanın gayrisafi milli hasılasının yüzde 2'si bir UPS nakliye kamyonda yer alıyor

Çokuluslu şirketler faaliyetlerini kalkınmakta olan ülkelere kaydırdığında, sadece vergiden yüzde 75 tasarruf etmekle kalmıyor, aynı zamanda üretimde yüzde 100'lük artış sağlıyor.

150 yıl önce Amerikalıların yüzde 90'ı tarımda çalışıyordu, bugün bu oran yüzde 3lerde seyrediyor.
Geçen yıl dünyada 2.8 milyon bilim derecesi verildiğinde, bunlardan 1.2 milyonu Asya üniversitelerinde Asyalı öğrenciler alıyordu.

Çin'de geçen yıl bütün üniversite mezunlarının yüzde 46'sı mühendislik alanında iken şimdi bu oran Amerika'da ise sadece yüzde 5lerde seyrediyor.

eBay'in bugün 105 milyon kayıtlı kullanıcısı var; yıllık ticaret hacmi ise 35 milyar dolar.
(21 Nisan 2005, The Guardian)

Tüm bunların ışığı altında dünya çok hızlı değişiyor, dönüşüyor… Değişim esnasında, yeni düzeni iyi analiz edip, kendimize özgü bir hayatı, verimli hayatı yaşama becerilerini elde edebilmek değişimi etkin yönetebilmenin sırrı olsa gerek…

Yüce Zerey
Mayıs 2005