15 Ocak 2009 Perşembe
24 Aralık 2008 Çarşamba
23 Aralık 2008 Salı
1 Kasım 2008 Cumartesi
En Baba Yemek Tasarımları
Gitar Sofrası
Yemek malzemelerinden gitar. [buradan]
Polanta Sanatına bir örnek. [buradan]
Japon yemeklerinden Windows XP'li dizüstü bilgisayar. [buradan]
Star Wars yemek sanatı. [buradan]
Çiçeklerin çoğu yumurta akından, turuncu çiçekler havuçtan, kırmızı çiçekler de kırmızı biberden yapılmış. [buradan]
Özgün Karpuz Sanatı. [buradan]
Yemeklerden yapılmış özgün Frappuccino. [buradan]
Mutsuz Sandwich
Mutsuz Sandwich sanatı. [buradan]
Kaz Eti Sanatı
Kanada usulü kaz eti yemeği. [buradan]
Kurbağa Sanatı
Sevimli Karpuz Adam! [buradan]
Maske
Kung Fu Panda
Linux
Pastoral Senfoni
Dahası için: Rus Pasta Sanatı
zaman:
18:00
View Comments
Etiketler: Design, En Baba, En Baba Yemek, En Baba Yemek Tasarımları, Tasarım, Trend, Yüce Zerey
27 Kasım 2007 Salı
Internetin Kıyameti
Her zaman her yerde video çekip, dizileri televizyondan hemen kaydedip, youtube ortamına yüklersek; sabahtan akşama kadar anlamlı sayıda dizileri ve filmleri paylaşım programlarına yükler veya programlardan indirirsek olacağı buydu...
Nemertes araştırma şirketinin raporuna göre internet altyapısı 2010 yılında tamamen çökecek. Çöküşe neden olarak ise internet üzerinde giderek yaygınlaşan değiş tokuş (Peer to Peer) sitelerinin sayısında yaşanan patlama gösteriliyor.
İncelemeye göre, dünya üzerinde milyonlarca bilgisayar 365 gün 24 saat sürekli müzik, film ve video gibi büyük ölçekli dosyalar indiriyor. Bu da internet trafiği üzerinde büyük bir yük oluşturuyor. Araştırmalar, sanal dünyada dolaşan verilerin yüzde 25'inin paylaşım siteleri tarafından gerçekleştirildiğine işaret ediyor.
YouTube'un bu yolla daha şimdiden küresel internet kapasitesinin yüzde 10'unu kullandığı belirtiliyor. Uzmanlar internet servis sağlayıcılarının kullanıcılarına daha ucuza ve daha yüksek hızda internet servisi sağlamalarının, bu trendin daha da yaygın hale gelmesine neden olduğunu belirtiyor.
İnternet altyapısının artan trafiği kaldırabilmesi için 130 milyar dolarlık yatırımın yapılması gerektiği belirtiliyor. Bu yatırımların 60 milyar dolarlık kısmının acil olarak, internet trafiğinin büyük oranda idare edildiği ABD internet altyapısında gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Camscore'un araştırmasına göre, artan paylaşım siteleriyle özellikle ABD'li kullanıcıların video indirim miktarı hızla artıyor. Araştırmada ABD'li internet kullanıcılarının yüzde 75'inin ayda ortalama 160 dakika video indirmek için internette kaldığı belirtiliyor.
Aylık indirilen video miktarının ise 8.5 milyar adedi geride bıraktığı vurgulanıyor. Uzmanlar dünyada indirilen toplam video miktarının ise 12 milyar adedi geçtiğini ifade ediyor.
Ancak internet ile ilgili kötü haberler yalnız bununla da sınırlı değil. Gelen bilgilere 130 milyar dolar olarak öngörülen altyapı yatırımlarının mevcut talebin artışını karşılamaya yönelik olduğu belirtiliyor. Gelecekte çok daha güçlü altyapı gerektiren kullanımların devreye girmesi halinde bugün yapılması planlanan 130 milyar dolarlık yatırımların da yetersiz kalacağı ifade ediliyor.
Tabiki bu haber bizim bir kulağımızdan gireceeeek diğerinden çıkacak...
y=f(yuce) | Yüce Zerey
26 Kasım 2007 Pazartesi
İletişebilmek için Son Çırpınışlar: Zero Email Friday

İnsanların yaşamında ciddi değişiklikler gerçekleştiren en önemli icatların başında gelen internet sayesinde gerçek ile gerçek dışı arasında gidip gelen araf bir nesil olduk.
Hayatta karşılaştıklarımızın, yaptıklarımızın hangileri sanal, hangileri reel aleme ait bilemiyoruz. Sanal alemde arkadaşlık ediniyoruz, iletişim kuruyoruz, ama bunun reel olarak insan ilişkilerini oluşturma, sürdürme, ve geliştirme sürecinde temel teşkil ettiği sanallığına kapılıyoruz.
Yaptıklarımız sanal ve suni iken, düşüncelerimiz gayet reel.
Bize bu kültürü pompalıyan Amerika da bu sunilikten ciddi bir şekilde rahatsız olmuş olacak ki, Cuma günleri Silikon vadisinde İnternet İletişimi Orucu tutuluyor. Silikon vadisinin birçok çalışanı , Cuma günleri e-mail, MSN vb. internet iletişimini kullanmıyor.
Amerika da internet üzerinden haberleşmenin, insani ilişkileri erozyona uğrattığını savunmaya başladı ve "e-mailsiz Cuma" geleneğini başlattılar.
Hızla yayılan bu gelenekle birlikte, özellikle bilgisayar ve teknoloji firmalarının yoğunlaştığı Silikon Vadisi'nde her geçen hafta daha fazla şirket çalışanı, Cuma günleri e-mail, MSN vb. internet iletişimini kullanmıyor.
Intel firmasının 150 çip mühendisinin ortaklaşa başlattığı "Zero E-mail Friday (Sıfır e-mail Cuması)" geleneğinde, Cuma günleri tüm görüşmeler, telefonla ya da yüz yüze yapılıyor.
US Celluar şirketi ile Georgia eyaletindeki PBD şirketi de, Cuma günleri şirket içi görüşmelerin telefonla ya da yüz yüze yapılmasını istiyor.
"E-mailsiz Cuma" geleneğini başlatan PBD Yönetim Kurulu Başkanı Scott Dockter, "Aynı ofiste çalışıp da hiç konuşmayan insanlara hayret ediyorum." diye konuşuyor. Dockter, yüz yüze ya da telefonla görüşmenin daha sağlıklı iletişime ve fikir paylaşımına imkan verdiğine dikkat çekiyor.
Bilgisayar teknolojisi alanında internet blogları ile dikkat çeken Jeff Nolan, Michael Arrington, Vanessa Fox gibi birçok isim ise, Cuma günleri aldıkları tüm e-mailleri okumadan siliyor.
İnternet iletişimi konusunda araştırmalar yapan IDC firmasının verilerine göre dünya üzerinde her gün 39,7 milyar e-mail gönderiliyor. Ayrıca her gün 17,1 milyar otomatik abone uyarı e-maili ve 40,5 milyar da "spam" adı verilen çöp e-mail, internet kullanıcılarının elektronik posta kutularına düşüyor.
IDC verilerine göre "beyaz yakalı" olarak adlandırılan ofis işçileri, kişi başı günde ortalama 140 e-mail alıyor. Günlük e-mail yükü altında bulunan çok sayıda kişi, Cuma günü geleneğine katılarak, "e-mail iflası" ilan ediyor.
E-mail iflası, kişinin posta kutusundaki tüm birikmiş e-mailleri silerek yeni bir başlangıç yapmasını ifade etmek için kullanılan bir terim.
Adres kutusundaki tüm isimlere 3 hafta önce iflas ilanını gönderen internet sitesi tasarımcısı Edward O'Connor, "Çoğu zaman nerden başlayacağımı bile bilmiyorum. Hepsine cevap vermem gereken 750 e-mail vardı ve bunun altından kalkmam mümkün değildi." diye anlatıyor tecrübesini.
E-MAİL İLETİŞİMİNİN DE KÜLTÜRÜ VAR
İnternet iletişimi araştırma şirketi IDC birim şefi Marsha Egan, işi başından aşkın e-mail kullanıcılarının bile, biraz dikkatle, adres kutularını kontrol altında ve temiz tutabileceklerini kaydediyor. Egan'ın verdiği bazı ipuçları şöyle;
- Hoşlanmadığınız işlerden kaçınmak için e-maillerinizle meşgul olmayın.
- Sıklıkla adres kutunuzu kontrol etmeyin.
Egan, her e-mail okumadan sonra yeniden işe konsantre olmanın asgari 4 dakika sürdüğüne dikkat çekiyor.
Cuma günleri e-mail iletişimini yasaklayan şirketlerden US Celluar şirketi baş operatörü Jay Ellison, 7 bin çalışanlarının her birinin günde ortalama 1,5 saatini e-mail adres kutularından geçirdiklerini kaydederek, "Cuma günleri, müşterilerimizin ya da işleriyle ilgili sorunları çözmek için ekstradan 1,5 saatleri daha oluyor" şeklinde anlatıyor bu yaklaşımı.
Ne diyelim darısı bizim gibi facebook ortamlarında saatlerini harcayan milletin başına...
y=f(yuce) | Yüce Zerey
zaman:
13:53
View Comments
Etiketler: Gelecek, Internet, Kıyamet, Trend, Vizyon, Zero Mail Friday
15 Ekim 2007 Pazartesi
Bir Sonraki Lütfen!...
Medya adına, pazarlama adına, neler gördük, neler deneyimledik! Peki ya ilerisi? Medyanın geleceği? Pazarlamanın geleceği? Medyadaki değişimin insanların hayatlarında oluşturduğu ve oluşturacağı değişim, dönüşüm?
İşte tüm bunları özetleyen ve Prometeus tarafından hazırlanmış video, 2050 yılına kadar pazarlama ve hayatımızla ilgili tahminleri içeriyor.
y=f(yuce) | Yüce Zerey
9 Mayıs 2007 Çarşamba
Değişim Sahada!!
Uzun zamandan beri herkes yazıyor, çiziyor, anlatıyor, Değişim... Değişen iş dünyası... Değişen Argo Sözlüğü... Değişen Toplum Yapısı vs... Değişeceğiz denildi, değişiyoruz denildi..
Haddimiz olmadan bizlerde dedik, anlattık, yazdık çizdik. Değişime olan ilgim, ilk olarak ünlü yönetim gurusu Gary Hammel radikal yazıları ile başlamıştı. İlerleyen periyodlarda da bu ilgili artarak, yazılarla, seminerlerle, yakınlarımızla yapmış olduğumuz sohbet ortamlarında devam etti. Ancak artık şu aşikar ki argo tabiri ile değişim ayyuka çıktı... Tüm veriler, eğilimler bunu gösteriyor. Tüm bunlar yine nereden aklına geldi dediğinizi duyar gibiyim. Aklıma geldi evet, çünkü geçenlerde internet ortamında en başarılı sunumları seçtiler...
World's Best Presentation Contest isimli bu yarışmanın sonunda birinci olan sunumun konusu teması ve içeriği tamamiyle değişim ile ilgili ve çok başarılı bir sunum. Dolayısıyla sizlerle bu sunumu sizlerle paylaşmak istedim.
Sevgilerimle
Yüce Zerey | y=f(yuce)
zaman:
13:42
View Comments
Etiketler: Değişim, Pazarlama İş Dünyası Strateji, Shift Happens, Trend, Vizyon
25 Kasım 2006 Cumartesi
DüşlüYORUM Öyleyse Varım...
DüşlüYORUM öyleyse varım…
Her çağ beraberinde kendine özgü bir beklenti ve tehlike bileşimi getiriyor, bilgi çağı da bu özelliklerin her ikisini bünyesinde barındırıyor. Ama korkulu olmaktan çok umutlu olmayı gerektiren haklı bir sebep var; çünkü bilgi çağı bize insan soyunun geçmişte hiç yakalayamadığı bir fırsatı sunuyor.
Tarihte ilk kez geçmişimizden haraketle ileriye yönelme yerine, hayal gücümüzden haraketle geriye yönelme olanağına sahibiz. Bütün tarih boyunca insanlar başka dünyaları keşfetme, yaşlanmanın getirdiği tahribatı onarma, mesafeleri onarma, mesafeleri aşma, çevreye şekil verme, kendi içlerindeki yıkıcı eğilimleri dizginleme, gezegende bulunabilecek her bilgi zerresini paylaşma özlemini duymuştur. İnsanlık olarak, Mars Pathfinder uzay gemisi, nanoteknoloji, quantum computing, sanal gerçeklik, ruh halini değiştirici ilaçlar ve internet portalleri sayesinde bu köklü rüyaların her birini hayata geçirmeye başlamış bulunuyoruz.
Doğrusunu isterseniz, hayal edilebilecekler ile başarılabilecekler arasındaki uçurum şimdi her zamankinden daha küçük.
Francis Fukuyama’nın öne sürdüğü gibi bir tarihin sonuna varmiş olmaktan çok, tarihi kesintiye uğratma, geçmişte olanları doğrusal bir şekilde geleceğe uzatmaktan kaçınma kapasitemizi geliştirmiş bulunuyoruz. Sanayileşme çağında gelecek geçmişten daha iyiydi, bilgi çağında gelecek geçmişten farklı ve belki de son derece daha iyi olacak.
Günümüzde sadece hayal gücümüzle sınırlıyız. Bununla birlikte, yeni bir gerçeklik çerçevesinde hayal edebilenler, hayal edemeyenlerden her zaman sayıca daha az olmuştur. Leonardo da Vinci, Einstein, Newton, Ömer Hayyam, Hasan Çelebi gibi kişiler varsa, hayal güçlerini tarihin yalama haline gelmiş ağır prangalarından kurtaramayan on binlerce kişi var. Uzun süre tutsak kalmış bir kutup ayısı nasıl zincirleri çıkarıldığında bile alışkanlıkla olduğu yerde çakılı kalırsa, çoğu zihin de ilerlemenin beraberinde getirdiği olanakları henüz kavrayabilmiş değil.
Ne var ki, geçmişin çekim gücünden kurtulma becerisinden yoksun kişi ve kuruluşlar için geleceğe giden yol tıkalı olacak.
İçinde bulunduğumuz yeni çağın neler getirebileceğini tam anlamak için, her birimizin iş gördüğü kadar hayal de görecek duruma gelmesi gerekir.
İlerme çağında rüyalar çoğu kez fantezinin ötesine geçmezdi. Geçmişten farklı olarak, günümüzde rüyalar bizi yeni gerçekliklere götürecek geçitlerdir. İçtimai benliklerimiz yani kuruluşlarımız da rüya görmesini öğrenmek zorunda. Birçok kuruluşta kolektif hayal gücünü işletmede büyük çaplı aksaklıklar bulunuyor.. Ya hayallerimiz çalınmış, ya da biz hayal görmeyi unutacak kadar reel dünyaya bağlıyız. Bireysel ve kurumsal olarak realite adı altında, düşlerimizi bile materyalist düşünsel eksenine hapsetmişiz… İşte bu sarmalı çözebilenler önümüzdeki çağı şekillendiren aktörler çizgisinde yeralacaklar.
“Yeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu... "Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öyleyse varım. Oldukça makul. Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum." Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: "Dünya bir düştür. Evet, dünya..Ah! Evet, dünya bir masaldır.” (Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar)
Yüce Zerey
Mayıs 2005
Değişim ve Hamit Efendi
DEĞİŞİM ve Hamit Efendi
İçinde bulunduğumuz bilgi çağının katma değerlerinin yanında insanları ağır bir cendereye sürüklediği de aşikar...
Dünyanın her tarafında çalışanlar ilerme çarkına sağlam kayışlarla bağlanmış durumda ve sürekli olarak ezberledikleri parolayı tekrar edip duruyorlar: “Daha hızlı, daha iyi, daha ucuz.” Böyle bir durumda dünya çapında bütün zamanların en çok satan iş kitabının “Dilbert’in Yönetim İlkeleri” olmasına şaşırmamak gerekiyor belki de… Mizah kaygının üzerini örtüyor ve umursamazlığın ifade biçimi haline geliyor..,
Elimizde kalanlar ise sadece; beyaz yakalılar fabrikası, şirket politikaları ile dolu köstekler, sonu gelmez toplantılar, yeniden düzenlemeler ve makinelerden farklı kalmamış çalışma arkadaşları… Evet bilgi çağının sırtımızdaki maddi yükü hafifletmesiyle belimiz doğrulmasına doğruldu; ama artık uyuşuk bir beynimiz ve işten başka heryerde olan bir gönül dünyamız var.
Eğer 30 yaşını geçmiş bir Türk Vatandaşı iseniz, çoluk çocuk herkesi adıyla tanıyan ve her ihtiyaçlarınız için koşturan can dostu komşularla dolu bir sokakta yer alan Bakkal Hamit Efendileri, Kasap Nedim Efendileri, Manav Mehmet Efendilleri kolaylıkla hatırlarsınız. Şimdi bunların hepsi mazide kaldı, yerlerini ardarda sıralanmış alışveriş merkezleri aldı. Artık tüketiciler büyük alışveriş merkezlerinin, süpermarketlerin ruhsuz kanyonlarını dolaşmaktan keyif alıyor.. Bakkal Hamit Efendi’nin bisküvi kutularından bir miktar pötibör alıp, sobanın üzerinde demlenmiş çay eşliğinde bardağa batırarak yemenin keyfi ve devri bitti..
Çağın vizörünü iş dünyasının arz yanına çevirdiğimizde büyük ve köklü şirketlerin sahneden çekilirken, yeni şirketlerin boy göstermeye başladığına tanık oluyoruz.
ABD’de bir yılda satılan cep telefonu sayısı 1994’te 26 milyon iken, büyük bir patlama ile 1999’da yaklaşık 500 milyona ulaştı.
1997’ye kadar cep telefonu sektöründe dünya lideri konumunda olan Motorola, dijital telsiz teknolojisine geçişte sadece bir ya da iki yıllık bir gecikme yaşıyor ve adı sanı hiç duyulmamış Kuzey Kutup Dairesi’nin kenarı gibi ücra bir köşeye tünemiş bir şirket olan Nokia, bu kısa zaman diliminde dünya çapında yeni bir numara haline geliyordu. Daha on yıl önce kar lastikleri ve lastik çizmeler üretirken, bir anda Avrupa’nın en hızlı gelişen ileri teknoloji şirketleri arasına giriyordu.
Değişen düzende fırsatlar ışık hızıyla yanıp sönüyor… Bir göz kırpma sürecinde fırsatı kaçıranların, milyar dolarlık bir kazanç kapısından yoksun kalabiliceklerini bilmeleri gerekiyor.
Artık ister yeni ekonomi, ister dijital ekonomi, isterse sanayi sonrası ekonomi, ne derseniz deyin tüm bunları aşan bir düzen var ortada…
Yeni düzende cephe hatları bölgeler ve ülkeler arasından geçmiyor. Japonya, ABD; Avrupa birliği ve gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya geldiği kapışmalar yok artık.. Teknoloji, Amerika, Avrupa ve Asya'daki 400 şirketi devasa bir zincirle birbirine bağlamış durumda.
“Hayal edebilecek ile başarılabilecekler arasındaki uçurum şimdi her zamankinden daha küçük”
Günümüzde saygın markaları olan yüzyıllık şirketler daha dünkü çocuk sayılacak internet gözdeleri kadar saldırıya açık durumda… Royal Dutch / Shell dünyanın önde gelen petrol şirketlerinden biri ve tarihi en az sektörünki kadar eski. Ne var ki bir gün uykudan gözünü açtığında, Tesco diye bir süpermarket zincirinin Britanya’da yani kendi iç pazarlarının birinde en büyük perakende benzin satıcısı haline geldiğini görüyor.
İsviçre’nin Vevey şehrinde dünyanın en yüksek ciroya sahip kahvesini Nescafe’yi çıkaran Nestle’nin şirketinin genel merkezinde marka müdürleri oturmuş Starbucks’ın ortalama müşterisinin ayda 18 defa uğramasının kafein ile bir ilgisi olup olmadığını tartışıyor.. Bu esnada ise, Starbucks almış başını gidiyor.
Internet müzayede firması eBay ABD’deki üçüncü büyük müzayede salonu olan Butterfield& Butterfield’ı bünyesine katması da bir diğer gelişme olarak tarihin karelerinde yerini almıştır.
Eğer Wal-Mart bir ülke olsaydı, bugün Çin'in 8. büyük ticaret ortağı olacaktı ve bu açıdan Rusya, Avustralya ve Kanada'yı geçecekti.
UPS gemileri günde 13.5 milyon paket taşıyor; yani şu an dünyanın gayrisafi milli hasılasının yüzde 2'si bir UPS nakliye kamyonda yer alıyor
Çokuluslu şirketler faaliyetlerini kalkınmakta olan ülkelere kaydırdığında, sadece vergiden yüzde 75 tasarruf etmekle kalmıyor, aynı zamanda üretimde yüzde 100'lük artış sağlıyor.
150 yıl önce Amerikalıların yüzde 90'ı tarımda çalışıyordu, bugün bu oran yüzde 3lerde seyrediyor.
Çin'de geçen yıl bütün üniversite mezunlarının yüzde 46'sı mühendislik alanında iken şimdi bu oran Amerika'da ise sadece yüzde 5lerde seyrediyor.
eBay'in bugün 105 milyon kayıtlı kullanıcısı var; yıllık ticaret hacmi ise 35 milyar dolar.
(21 Nisan 2005, The Guardian)
Tüm bunların ışığı altında dünya çok hızlı değişiyor, dönüşüyor… Değişim esnasında, yeni düzeni iyi analiz edip, kendimize özgü bir hayatı, verimli hayatı yaşama becerilerini elde edebilmek değişimi etkin yönetebilmenin sırrı olsa gerek…
Yüce Zerey
Mayıs 2005
zaman:
19:13
View Comments
Etiketler: Değişim, İş Dünyası, Parazırlama, Pazarlama, Shift Happens, Strateji, Trend, Vizyon

